Dostumsan, dostum gibi davran.
- Wenn du mein Freund bist, dann verhalte dich auch wie mein Freund.
Polis örgütünde bazı dostlarım var.
- Ich habe Freunde bei der Polizei.
Gerçek dostluk paha biçilmezdir.
- True friendship is priceless.
Benim en iyi dostum bir kitaptır.
- My best friend is a book.
Arkadaşım Korece çalışıyor.
- My friend studies Korean.
Beni seven bir arkadaşım var.
- I have a friend who loves me.
O gerçekten bir arkadaş değil, sadece bir tanıdık.
- He is not really a friend, just an acquaintance.
O, bir arkadaş değil ama bir tanıdıktır.
- He is not a friend, but an acquaintance.
Adanın sakinleri cana yakındır.
- The inhabitants of the island are friendly.
Erkek arkadaşım akıllı, yakışıklı, ve cana yakındır.
- My boyfriend is smart, handsome, and friendly too.
Sevgililer Gününü unuttuğu için erkek arkadaşıma kızgınım.
- I'm angry with my boyfriend for forgetting about Valentine's Day.
Onun Türk bir sevgilisi var.
- She's got a Turkish boyfriend.
Onun erkek arkadaşı aptal.
- His boyfriend is an idiot.
Onun bir sürü erkek arkadaşı var.
- She has too many boyfriends.
Beni destekledikleri için arkadaşlarıma ve aileme teşekkür etmek istiyorum.
- I want to thank my friends and family for supporting me.
Sevgili bir arkadaşım tarafından desteklendim.
- I was aided by a dear friend.
Ben bu işi bir arkadaşa yardımcı olmak için yapıyorum.
- I'm doing this job to help a friend.
Ona yardımcı olacak arkadaşı yoktu.
- He had no friend to help him.
Unfortunately she already has a steady boyfriend.
- Leider hat sie schon einen festen Freund.
I have a boyfriend who loves me.
- Ich habe einen Freund, der mich liebt.