Ben pahalı hediyeleri sevmem. Sıcacık bir kahve ve beni anlayan bir dost yeter bana.
- Ich mag keine teuren Geschenke. Ein kuschelig warmer Kaffee und ein Freund, der mich versteht, reichen mir.
Kız kardeşim aynı zamanda en iyi dostumdur da.
- Meine Schwester ist zugleich meine beste Freundin.
Benim en iyi dostum bir kitaptır.
- My best friend is a book.
Gerçek dostluk paha biçilmezdir.
- True friendship is priceless.
Üniversite arkadaşım terör karşıtı.
- My university friend is against terror.
Batman, Robin ile arkadaştır.
- Batman is friends with Robin.
O bir arkadaştan daha çok bir tanıdık.
- She is more an acquaintance than a friend.
Onun birçok tanıdıklar ancak birkaç arkadaşı var.
- He has many acquaintances but few friends.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar arkadaş canlısı.
- Tom is still just as friendly as he used to be.
Adanın sakinleri cana yakındır.
- The inhabitants of the island are friendly.
Onun Türk bir sevgilisi var.
- She's got a Turkish boyfriend.
Sevgililer Gününü unuttuğu için erkek arkadaşıma kızgınım.
- I'm angry with my boyfriend for forgetting about Valentine's Day.
Onun erkek arkadaşı aptal.
- Her boyfriend is an idiot.
Onun erkek arkadaşı aptal.
- His boyfriend is an idiot.
Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.
- Your father's friends aren't his only supporters.
Beni destekledikleri için arkadaşlarıma ve aileme teşekkür etmek istiyorum.
- I want to thank my friends and family for supporting me.
Arkadaş birbirlerine yardımcı olmalıdır.
- Friends should help one another.
Ona yardımcı olacak arkadaşı yoktu.
- He had no friend to help him.
It's been 10 days since my boyfriend went to jail.
- Seit mein Freund ins Gefängnis gegangen ist, sind 10 Tage vergangen.
I have a boyfriend who loves me.
- Ich habe einen Freund, der mich liebt.