cazi̇be

listen to the pronunciation of cazi̇be
Türkisch - Englisch

Definition von cazi̇be im Türkisch Englisch wörterbuch

cazibe
{i} attraction

This palace is the most famous and best appreciated attraction in our city. - Bu saray bizim şehirde en ünlü ve en iyi takdir edilen cazibesidir.

The coral reef is the region's prime attraction. - Mercan kayalığı, bölgenin en önemli cazibesidir.

cazibe
appeal

Television has a great appeal for him. - Televizyonun onun için büyük bir cazibesi vardır.

cazibe
draw

Sami found himself drawn to Layla's charm. - Sami kendini Leyla'nın cazibesine çekilmiş buldu.

cazibe
charm

We sometimes disparagingly call noise, music that's insignificant and devoid of any charm. - Bazen kötüleyici olarak gürültü, önemsiz ve cazibeden yoksun müzik diyoruz.

Paris has a great charm for Japanese girls. - Paris Japon kızları için büyük bir cazibeye sahiptir.

cazibe
body of water
cazibe
wrongdoing
cazibe
witchery
cazibe
fascination

They have a nerdy fascination. - Modası geçmiş cazibeleri var.

cazibe
attractiveness
cazibe
lure
cazibe
phys. attraction; gravity
cazibe
allure

I will never understand the allure of wealth. - Servet cazibesini asla anlamayacağım.

cazibe
magnetism
cazibe
enchantment
cazibe
gravitation
cazibe
1.charm, attractiveness
cazibe
gilt
cazibe
oomph
cazibe
it
cazibe
enticement
cazibe
desirability
cazibe
romance
cazibe
charm, allure, appeal, attractiveness " alım, alımlılık; attraction" çekim
cazibe
glamor
cazibe
allurement
cazibe
glamour [Brit.]
cazibe
charms

I don't believe in spells and charms. - Büyülere ve cazibelere inanmıyorum.

cazibe
feminene charms
cazibe
drawing power
cazibe merkezi
centre of attraction
cazibe merkezi
attraction center
cazibe drenajı
(Tarım) gravity drainage
cazibe ile drenaj
drainage by gravity
cazibe sulaması
(Tarım,Teknik) gravity irrigation
cazibe
{i} glamour
cazibe
{i} seduction
cinsel cazibe
sexual attraction
cazibe
piquancy
cazibe
allude
cazibe
the desirability
cazibe
bewitch
cazibe
pazzaz
cazibe
attract

Mary is a very attractive woman. - Mary çok cazibeli bir kadın.

This palace is the most famous and best appreciated attraction in our city. - Bu saray bizim şehirde en ünlü ve en iyi takdir edilen cazibesidir.

fiziksel cazibe
physical attraction
sahte cazibe
glamor
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Çekme kuvveti
(Osmanlı Dönemi) Mc: Letafet zamanı. Hüsn-ü cemal.Hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet câzibeyi tevlid eder gibi bir âdet-i İlâhiyye, bir kanun-u Rabbanidir. Mek
cazibe
Alım, alımlılık, çekicilik, albeni
cazibe
Alım, alımlılık, çekicilik, albeni: "O zaman Çamlıca'nın bir cazibesi, tamamen millî olmasıydı."- A. Ş. Hisar. Çekim
cazibe
Çekim
câzibe
(Osmanlı Dönemi) çekim kuvveti, çekicilik, güzellik
CAZİBE KANUNU
(Osmanlı Dönemi) Madde âleminde geçerli olan Cenab-ı Hakk'ın tekvini bir kanunudur. Bu kanuna göre iki madde birbirini aralarındaki mesafe ile ters orantılı; kütle ve miktarlarıyla orantılı olarak çeker
cazibe kanunu
Yer çekimini belirten kurallar bütünü
câzibe kânunu
(Osmanlı Dönemi) çekim kânunu
Cazibe
albeni
Câzibe
(Osmanlı Dönemi) SEVİM
cazi̇be
Favoriten