Nobody else got hurt.
- Başka hiç kimse yaralanmadı.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
Am I that much different from everyone else?
- Ben başka herkesten o kadar farklı mıyım?
Is this a different word or just another form of the same word?
- Bu farklı bir kelime mi yoksa aynı kelimenin başka bir hâli mi?
I have another friend in China.
- Çin'de başka bir arkadaşım var.
Show me another camera.
- Bana başka bir kamera göster.
By other's faults wise men correct their own.
- Akıllı insanlar başkalarının hatalarıyla kendi hatalarını düzeltirler.
When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
- Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.
I tried to convince Tom otherwise.
- Tom'u başka türlü ikna etmeye çalıştım.
I could not have done otherwise.
- Başka türlü yapamazdım.
Did Mary have any other children besides Jesus?
- Mary'nin İsa dışında başka çocukları var mı?
There was no one there besides me.
- Orada benden başka kimse yoktu.
It's none other than Tom!
- O, Tom'dan başkası değil.
Tom doesn't know anything about Mary, other than her name.
- Tom, onun adından başka Mary hakkında bir şey bilmiyor.
The girl did nothing but cry.
- Kız ağlamaktan başka bir şey yapmıyor.
The girl did nothing but cry.
- Kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.
I don't want any more surprises.
- Başka sürprizler istemiyorum.
Unless you have any more questions, I'd like to go now.
- Başka sorunuz yoksa, şimdi gitmek istiyorum.
Tom reads more books than anyone else I know.
- Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha çok kitap okur.
They have no more wine.
- Onların başka şarapları yok.
Apart from Barack Obama, all US presidents were white.
- Barak Obama dışında bütün Amerika Birleşik Devletleri başkanları beyazdır.
Apart from his parents, no one knows him very well.
- Ebeveynlerinden başka hiç kimse onu çok iyi tanımıyor.
What else could I have done?
- Başka ne yapabilirdim?
What else would you like to know?
- Başka ne bilmek istersin?
Bear in mind that, under such circumstances, we have no alternative but to find another buyer.
- Aklınızda bulunsun, bu koşullar altında başka bir alıcı bulmaktan başka alternatifimiz yok.
We have no alternative but to work.
- Çalışmaktan başka alternatifimiz yok.
Do you have any further questions?
- Başka sorularınız var mı?
Any further comment is redundant.
- Daha başka yorum lüzumsuzdur.
Apart from Barack Obama, all US presidents were white.
- Barak Obama dışında bütün Amerika Birleşik Devletleri başkanları beyazdır.
Apart from my sister, my family doesn't watch TV.
- Kız kardeşimden başka, ailem televizyon izlemez.
Nothing could be done, except wait.
- Beklemekten başka, bir şey yapılamazdı.
The man, who had not eaten for three days, had trouble thinking about anything except food.
- Adam üç gündür bir şey yememişti, yiyecekten başka bir şey düşünemiyordu.
The President had the power to save the men from execution at the stroke of a pen.
- Başkanın adamları ipten alacak gücü vardı, bir kalem oynatmaya bakardı iş.
Nothing but peace can save the world.
- Barıştan başka hiçbir şey dünyayı kurtaramaz.