Definition von (woman) im Englisch Türkisch wörterbuch
- eteki düşük dirty and slovenly looking
- kadın kadıncık quiet, domestic sort of
- eteki temiz chaste, modest
- bıldırcın gibi short and plump
- teleme peyniri gibi plump, very fair-skinned
- etekini göstermez very modest, virtuous
- eteki belinde active, industrious
- fındık kurdu gibi small and plump and lively
- filiz gibi slender and beautiful
- etli butlu plump
- hamam nalını suratlı vulg. very ugly
- woman
- kadın
Kadını nerede gördün?
- Where did you see the woman?
Kadın bir portakal yiyor.
- The woman eats an orange.
- married woman
- evli kadın
Tom bu evli kadınla birlikte olmayı sürdürdü.
- Tom continued his relationship with that married woman.
- woman
- {i} bayan
Polonyalı bir bayanla evlendim.
- I am married to a Polish woman.
Eşim Lidia güzel, akıllı bir bayandır.
- My wife Lidia is a beautiful, clever woman.
- fancy woman
- acayip kadın
- woman
- {ç} wom.en (wîm'în)
- woman
- eş
Şu kadını görüyor musun? O benim eşim.
- Do you see that woman? She's my wife.
Politikacı eşi olmayan bir kadını öperken kameraya yakalandı.
- The politician was caught on camera kissing a woman who is not his wife.
- woman
- dili kadın
- woman
- kadın cinsi
- woman
- woman hater kadın düşmanı
- woman
- {i} karı
O, karısını terk etti ve yarı yaşında bir kadınla aşk hayatı yaşıyor.
- He left his wife and shacked up with a woman half her age.
Sanırım, o kadın onun karısıdır.
- That woman is his wife, I think.
- woman
- dili eş
- woman
- (sıfat) kadın
- woman
- woman suffrage kadınların oy kullanma hakkı
- beautiful woman
- sanem
- fallen woman
- düşmüş kadın
- fallen woman
- fahişe
- foxy woman
- vamp
- imposing (woman)
- babaçko
- kept woman
- zamazingo
- loose woman
- mal
- married woman
- kadın
Tom, Mary'nin evli bir kadın olduğunu öğrendi.
- Tom found out that Mary was a married woman.
Ben şimdi evli bir kadınım.
- I'm a married woman now.
- old woman
- yaşlı
Bu mektup yaşlı bayanadır.
- This letter is to the old woman.
O yaşlı kadın kimdir?
- Who is that old woman?
- poor woman
- kadıncağız
- scarlet woman
- yosma
- tired woman
- yorgun kadın
- woman
- hanım
Kadın olmak zordur. Erkek gibi düşünmeyi, hanımefendi gibi davranmayı, genç kız gibi görünmeyi ve de eşek gibi çalışmayı gerektirir.
- It's hard to be a woman. One must think like a man, act like a lady, look like a girl, and work like a horse.
- woman chaser
- zampara
- woman of the street
- (Argo) fahişe
- woman's dress
- fistan
- basket woman
- seyyar satıcı kadın
- business woman
- iş kadını
- career woman
- meslek sahibi kadın
- cleaning woman
- temizlikçi kadın
- divorced woman
- boşanmış kadın
- foolish woman
- aptal kadın
- gay woman
- neşeli kadın
- loose woman
- hafifmeşrep kadın
- painted woman
- fahişe
- scarlet woman
- orospu
- slovenly woman
- intizamsız kadın
- stunt woman
- dublör
- unmarried woman
- evlenmemiş kadın
- washer woman
- çamaşırcı kadın
- white woman
- beyaz kadın
- widow woman
- dul kadın
- woman
- kadınlar
Ev kadınların dünyasıdır, dünya erkeklerin evidir.
- The home is the woman's world, the world is the man's home.
- woman hater
- kadın düşmanı
- woman of the street
- sokak kadını
- woman worship
- kadın sevgisi
- beloved woman
- sevgili kadın
- gorgeous woman
- güzel kadın
- government by a woman
- bir kadın tarafından hükümet
- lovely woman
- güzel kadın
- naked woman
- çıplak kadın
- stunt woman
- stunt kadın
- unmarried woman who lives alone
- tek başına yaşayan bekar bir kadın
- unmarried woman, single woman
- evlenmemiş kadın, tek kadın
- well-woman
- iyi kadın
- woman about town
- kasaba hakkında kadın
- woman engaged to be married
- kadın nişanlı
- woman from andorra
- andorra gelen kadın
- woman from france, french woman
- france gelen kadın, fransız kadın
- woman gardener
- kadın bahçıvan
- woman impostor
- kadın dolandırıcı
- woman in her fifties
- Onu ellili kadın
- woman mediator, woman who mediates
- kadın arabulucu, aracılık kadın
- woman of the house
- ev kadını
- woman rabbi
- kadın haham
- woman relator
- kadın relator
- woman suffrage
- kadının seçme ve seçilme hakkı
- woman thief
- kadın hırsız
- woman who betrays, woman traitor
- Kadın hain ihanet kadın
- woman who freed from slavery
- kölelikten azat kadın
- woman who has a husband
- bir koca olan kadın
- woman who has given birth 10 times
- doğum 10 kez vermiş kadın
- woman who has light-colored hair
- Açık renkli saçlı kadın
- woman who has recently given birth
- yeni doğum vermiş kadın
- woman who has resigned
- istifa etti kadın
- woman who is a chief
- bir kadın bir baş
- woman who wears stylish clothing
- sık elbiseler giyer kadın
- woman's bottom, buttocks
- kadının alt kalça
- woman's cape
- kadın pelerini
- woman's fascinating characteristics
- kadının ilginç özellikleri
- woman-to-woman
- kadın-to-kadın
- woman; wife (french)
- kadın, eşi (fransızca)
- wonder woman
- acaba kadın
- you are the woman of my life
- hayatımın kadınısın