dövmek

listen to the pronunciation of dövmek
Türkçe - İngilizce
beat

Tom threatened to beat me up. - Tom beni dövmekle tehdit etti.

If you want to beat a dog, you can always find a stick. - Eğer bir köpeği dövmek istiyorsan, her zaman bir sopa bulabilirsin.

pound
triturate
beetle
bombard
strike
pommel
kick about
degenerate
walloping
rough
spank
bastinado
kick around
bray
skin
abuse
flagellate
pummel
buffet
club
give smb. a thrashing
(for waves, rain, etc.) to pound, beat, strike
knock around
(maden) swage
baste
to beat (laundry, a rug, etc.)
lam
punish
hammer
to tamp, pound down
cudgel
cane
belabour [Brit.]
hide
tan
flog
to pound (something) to a powder
drub
chastise
bruise
bash up
batter
(havanda) bray
to thresh (grain)
flail
to forge (hot metal)
thrash
to shell, bombard
knock about
forge
to beat, flog, thrash, paste
beat out
castigate
to beat, to flog, to thrash; to hammer, to forge, to pound; to bombard
to beat (eggs, food)
to blast (a place) with cannon fire or artillery fire
belabor
(pamuk) scutch
beat up
{f} whip
{f} sock
birch
take care of
swinge
give it to
thwack
lambaste
up beat
{f} lick
dövme
tattoo

Tom had a heart tattooed on his arm. - Tom'un kolunda bir kalp dövmesi vardı.

Would you ever consider getting a tattoo? - Şu ana kadar dövme yaptırmayı düşündünüz mü?

dövme
beating

They begin beating her. - Onlar onu dövmeye başladılar.

Sami began beating Layla. - Sami, Leyla'yı dövmeye başladı.

demir dövmek
forge
dövmek havanda
bray
dövmek (maden)
swage
dövme
pound
dövme
{i} battering
dövme
{i} thump
kayışla dövmek
leather
birini dövmek
(Argo) lay into
dizini dövmek
rue
dövme
wrought iron
dövme
upsetting
dövme
knock
dövme
abuse
evire çevire dövmek
thrash soundly
ince bir dalla dövmek
switch
sopa ile dövmek
cudgel
sopayla dövmek
cane
sopayla dövmek
club
sopayla dövmek
bludgeon
tokmakla dövmek
mail
çekiçle dövmek
peen
çekiçle dövmek
hammer
öldüresiye dövmek
clobber
döv
flog

You're flogging a dead horse. - Havanda su dövüyorsun.

döv
{f} flail
döv
{f} spank
döv
{f} flogging

You're flogging a dead horse. - Havanda su dövüyorsun.

döv
{f} walloping
döv
drub
döv
{f} hammering
döv
{f} spanking
döv
kick about
döv
thrash
döv
{f} hammered
döv
trounce
döv
kick around
döv
{f} flagellate
dövme
flagellata
dövme
{i} flogging
dövme
drubbing
dövme
forging
dövme
hammered
dövme
flagellate
(dalga) dövmek
break over
(keten) tokmakla dövmek
(Tekstil) swingle
acımasızca dövmek
clobber
bir güzel dövmek
(Argo) tan someone's hide
davul dövmek
to beat a drum
demir dövmek
to forge
demir dövmek
to work iron
demiri tavındayken dövmek
(deyim) strike while the iron is hot
dizini dövmek
beat one's chest
dizini dövmek
1. to be filled with remorse. 2. to be bitterly sorry
dizini dövmek
to feel very sorry, to rue
döv
larrup
döv
swingeing
döv
{f} hammer
döv
swinge
dövme
{s} beaten
dövme
dressingdown
dövme
wrought (iron)
dövme
basting
dövme
{s} forged
dövme
battery
dövme
{i} pounding
dövme
{s} wrought
dövme
{i} hiding
dövme
dressing down
dövme
pelt
dövme
lacing
dövme
{i} tanning
dövme
{i} hammering
dövme
beating, pounding
dövme
(maden) swaging
dövme
dehusked wheat
dövme
beating, battering, pounding; forging; tattoo; forged, wrought
evire çevire dövmek
to give sb a good beating
eşek sudan gelinceye kadar dövmek
knock galley west
eşek sudan gelinceye kadar dövmek
to beat sb to a pulp, to give sb a good beating, to beat the daylights out of sb, to knock the daylights out of sb
eşek sudan gelinceye kadar dövmek
to give (someone) a good thrashing
eşek sudan gelinceye kadar dövmek
beat out smb.'s brains
eşek sudan gelinceye kadar dövmek
tan smb.'s hide
eşeke gücü yetmeyip semerini dövmek
(Konuşma Dili) to vent one's fury on a less powerful person than the one in charge
fena dövmek
tan smb.'s hide
harman dövmek
to thresh grain
harman dövmek
thrash
harman dövmek
thresh
harman dövmek
to thresh
havanda dövmek
pestle
havanda su dövmek
(deyim) preach to the converted
havanda su dövmek
(deyim) carry coals to newcastle
havanda su dövmek
(deyim) plough the sands
havanda su dövmek
(deyim) flog a dead horse
havanda su dövmek
carry coal to newcastle
havanda su dövmek
to do something that gets one nowhere; to be engaged in useless and profitless activities
havanda su dövmek
beat the air
havanda su dövmek
to beat the air
kahve dövmek
pound up coffee in a mortar
kahve dövmek
to pound up coffee in a mortar
kalıpta dövmek
swage
kemerle dövmek
belt
kıyasıya dövmek
beat somebody black and blue
sopa ile dövmek
to club
sopa ile dövmek
swish
sopayla dövmek
birch
soğuk dövmek
cold hammer
tepesinde havan dövmek
1. (for people upstairs) to disturb (people downstairs) by making noise, try to bring the ceiling down on (those living downstairs). 2. stubbornly to refuse to let (someone) forget something, continually to remind (someone) of something. 3. constantly to pester (someone) about something
terlikle dövmek
slipper
tokmakla dövmek
to mall, to swingle
usturpa ile dövmek
rope's end
çekiçle dövmek
to peen
çekiçle dövmek
emboss
çok kötü dövmek
wallop
öldürene kadar dövmek
beat to death
ölümüne dövmek
beat to death
Türkçe - Türkçe
Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek
Vurarak canını acıtmak: "Harp Divanına vermeden önce, şurada kemiklerini kırıncaya kadar bir dövsem!"- H. E. Adıvar. Çamaşır, halı gibi şeyleri tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek
Davul vb. çalmak, vurmak
Ezmek veya çırpmak
Topa tutmak
çalmak, vurmak
Vurarak canını acıtmak
Ateşte kızdırılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek
Çamaşır, halı gibi şeyleri tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek
Çarpmak, vurmak
Davul vb
Topa tutmak. Çarpmak, vurmak: "Ayakları ile suyu dövüp ürküttüğü balığı gagası ile havalandıran beyaz pelikan."- S. F. Abasıyanık
(Osmanlı Dönemi) TARK
benzetmek
(Osmanlı Dönemi) SAHK
(Osmanlı Dönemi) REFİŞ
(Osmanlı Dönemi) LATS
(Osmanlı Dönemi) HEVRE
(Osmanlı Dönemi) SABSABA
hırpalamak
(Osmanlı Dönemi) CEŞŞ
havanda su dövmek
(deyim) boşuna uğraşmak
dövme
Kızgın durumda iken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya)
dövme
Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday ve bundan yapılan yemek
dövme
Dövmek işi
dövme
Dövülerek yapılan
dövme
Vücut derisi üzerine iğne gibi sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılan çıkmaz yazı veya resim
dövmek