boşalt

listen to the pronunciation of boşalt
Türkçe - İngilizce
evacuate

The hotels along the beach were evacuated. - Sahil boyuncaki oteller boşaltıldı.

There's a fire in the building. We have to evacuate immediately. - Binada bir yangın var. Hemen boşaltmalıyız.

(Bilgisayar) free
cleanout
(Bilgisayar) empty

I'm going to empty this cabinet so that you can use it. - Kullanabilmen için bu dolabı boşaltacağım.

Empty the car so we can use it. - Arabayı boşaltın, böylece onu kullanabilelim.

(Bilgisayar) drain

The dirty water from the pool was drained, and replaced with clean water. - Kirli su havuzdan boşaltıldı ve temiz su ile değiştirildi.

The school drains the pool once a month. - Okul havuzu ayda bir kez boşaltır.

(Bilgisayar) clear

Clear off the shelf, and you can put your books there. - Rafı boşalt ve kitaplarını oraya koyabilirsin.

Clear the road. It's not safe. - Yolu boşaltın. Güvenli değil.

drain down
{f} evacuating
clean out
make void
{f} voiding
make hollow
{f} dump

Before going to bed, he usually takes all the coins from his pockets and dumps them on the table. - Yatmadan önce genelde ceplerindeki tüm bozuk paraları çıkartıp masaya boşaltır.

These corporations want to dump lead and radioactive waste in our drinking water. This cannot be tolerated. - Bu şirketler kurşun ve radyoaktif atıkları içme suyumuza boşaltmak istiyorlar. Bu hoşgörülemez.

make empty
{f} handling
{f} teeming
{f} pouring
{f} void
pour

She poured boiling water into the cup. - Kaynayan suyu bardağa boşalttı.

She poured me all of it without stopping. - Durmaksızın hepsini bana boşalttı.

clear out
{f} uncharged
{f} discharge

A sewage treatment plant discharged toxic chemicals into the town's water supply. - Bir atık su arıtma tesisi şehrin su kaynağının içine zehirli kimyasallar boşalttı.

vacate

We need to vacate the house by the end of the month at the latest. - En geç ayın sonuna kadar evi boşaltmamız gerekiyor.

(Biyoloji) excrete
unload

Tom unloaded the car. - Tom arabayı boşalttı.

The ship anchored in the harbour and unloaded its goods. - Gemi limana demir attı ve yükünü boşalttı.

doldur-boşalt
(Pisikoloji, Ruhbilim) binging and purging
boşalt