Kadın sürücülere karşı önyargılıydı.
- He was prejudiced against women drivers.
Burada insanlar çok önyargılı.
- People here are very prejudiced.
Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.
- Sami's vision was severely impaired.
Sorun bizim okulun prestiji etkiler.
- The problem affects the prestige of our school.
Çocukluğunda ne yaparak harcadığın zaman hayatının geriye kalanını etkiler.
- What you spend time doing in your childhood affects the rest of your life.
Önerilen kanun çok kusurlu.
- The proposed law is very flawed.
Tasarı kendisi kusurlu.
- The design itself is flawed.