boz

listen to the pronunciation of boz
Türkçe - İngilizce
{i} grizzle
{s} gray

Don't eat me, gray wolf, I'll sing a song for you. - Bozkurt, beni yeme, senin için bir şarkı söylerim.

rough, waste, uncultivated (land)
dele
earth-brown; brown; ash-gray; gray
grey, gray; (toprak) uncultivated
dun
grey
disrupted

At the meeting he monopolized the discussion and completely disrupted the proceeding. - Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.

My sleep cycle has been disrupted. - Benim uyku döngüm bozuldu?

discomposed
disarrange
{f} spoiled

When I opened the refrigerator, I noticed the meat had spoiled. - Buzdolabını açtığımda, etin bozulduğunu gördüm.

It looks like Tom got sick from eating the spoiled food. - Öyle görünüyorki Tom bozuk yiyecek yemekten hasta oldu.

deprave
quash
{f} corrupted

For some reason the message text was corrupted, so I restored it before reading. - Her nasılsa mesaj bozulmuş, bu yüzden okumadan önce düzelttik.

Public morals have been corrupted in this town. - Genel ahlak bu kasabada bozulmuş.

{f} marred
check off
{f} spoilt
annul
discompose
{f} disrupting
impair

Sami's vision was severely impaired. - Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.

He has some cognitive impairment. - Onun biraz bilişsel bozukluğu var.

{f} corrupting

These foreign words are corrupting our beautiful language. - Bu yabancı kelimeler güzel dilimizi bozuyor.

infringe
unmake
{f} impaired

Sami's vision was severely impaired. - Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.

distort
muck up
{f} spoil

Does milk spoil quickly? - Süt çabuk bozulur mu?

When I opened the refrigerator, I noticed the meat had spoiled. - Buzdolabını açtığımda, etin bozulduğunu gördüm.

{f} spoiling

I'm not spoiling their view. - Ben onların manzarasını bozmuyorum.

You're spoiling the mood. - Sen ruh halini bozuyorsun.

{f} blight
bang up
{f} depraved
make imperfect
corrupt

The morals of our politicians have been corrupted. - Siyasetçilerimizin ahlakı bozuldu.

The party in power is corrupt, but the opposition is little better. - İktidar partisi bozulmuş fakat muhalefet biraz daha iyi.

grizzly

What should I do if I'm attacked by a grizzly bear? - Bir bozayı tarafından saldırıya uğrarsam ne yapmalıyım?

Dan made a grizzly discovery. - Dan bir boz ayı keşfetti.

{f} bungle
{f} bungling
mar

Tom wondered why Mary seemed so depressed. - Tom Mary'nin neden çok morali bozuk göründüğünü merak ediyordu.

Maria took the metro, since her car broke down. - Maria arabası bozulduğu için metroya bindi.

deface
{f} hashing
addle
{f} distorted
blemished
deformed
discomfit

Don't worry. Your joke did not really discomfit me. - Endişelenme. Şakan beni gerçekten bozmadı.

muckup
defaced
deform
griseous
rumple
derange
boz (renk)
grizzly
boz bulanık
disrupt the fuzzy
boz sağan
(Kuşbilim) Pallid Swift (Apus pallidus)
boz (toprak)
uncultivated
boz alamecek
(Tabiat Doğa) (kuş) desert finch
boz at
dun
boz ayı
(Tabiat Doğa) (hayvan, Fam: ayıgiller,dübbiye) [syn.: boz ayı, kahverengi ayı] brown bear
boz fırtına kırlangıcı
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: fırtınakuşugiller) Swinhoe's storm-petrel
boz kahverengi
taupe
boz kaz
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: Anserinae) [syn.: boz kaz, yaban kazı] greylag goose
boz kirazkuşu
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: yelvegiller) cinereous bunting
boz kuyrukkakan
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: karatavukgiller) Isabelline wheatear
boz renk
dun
boz sağan
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: ebabiller) pallid swift
boz yelkovan
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: yelkovangiller,ebabil) Cory's shearwater
boz ördek
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: kazgiller) gadwall, duck
yap boz
puzzle
İngilizce - Türkçe

boz teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

yap boz
Puzzle
boz