Tom was a little early.
- Tom azıcık erken geldi.
We'll do a little at a time.
- Bir seferde azıcık iş yapacağım.
I gave her what little information I had.
- Sahip olduğum azıcık bilgiyi ona verdim.
She lost what little money she had.
- Sahip olduğu azıcık parasını kaybetti.
I'm not surprised one bit.
- Ben azıcık şaşırmadım.
I don't like it one bit.
- Bunu azıcık sevmiyorum.