ayrılık

listen to the pronunciation of ayrılık
Türkçe - İngilizce
separation

The father and son met after a long separation. - Baba ve oğul uzun bir ayrılıktan sonra buluştu.

Linda filed for a legal separation. - Linda yasal ayrılık için dava açtı.

faction
remoteness, separation
disagreement
difference, lack of accord
divorce

Divorce can put mutual friends of the divorcing couple in a difficult position, particularly if it's an acrimonious split. - Boşanmalar, boşanan çiftlerin ortak arkadaşlarını zor durumda bırakabilir, özellikle de ayrılık sert ve tantanalı olmuşsa.

Divorce is generally a painful parting. - Boşanma genellikle acı bir ayrılıktır.

dissentient
parting

Divorce is generally a painful parting. - Boşanma genellikle acı bir ayrılıktır.

separation; discrepancy, rift; gap
dissimilarity
difference
clash
standoff
gap
rift
dissent from
disparity
discrepancy
disunity

Unity is better than disunity. - Birlik, ayrılıktan daha iyidir.

discreteness
{i} dissent
separateness
split

Divorce can put mutual friends of the divorcing couple in a difficult position, particularly if it's an acrimonious split. - Boşanmalar, boşanan çiftlerin ortak arkadaşlarını zor durumda bırakabilir, özellikle de ayrılık sert ve tantanalı olmuşsa.

detach
exempt
division

Terrorism is the most important factor for the division of a country and the creation of autonomous regions. - Terörizm, bir ülkenin bölünmesi ve ayrılıkçı bölgelerin oluşumu için en önemli faktördür.

severalty
ayrılık acısı
mental pain
ayrılık acısı
bitterness of heart
ayrılık yanlısı
separatist
ayrılık yaratan
divisive
ayrılık çeşmesi
a fountain outside a town where travelers take leave of their friends
fark ayrılık
discrepancy
duygusal ayrılık
(Pisikoloji, Ruhbilim) affective separation
fiili ayrılık
(Pisikoloji, Ruhbilim) de facto segregation
hukuki ayrılık
(Pisikoloji, Ruhbilim) de jure segregation
siyasi ayrılık
(Politika, Siyaset) political split
ayrılık