ayrıca

listen to the pronunciation of ayrıca
Türkisch - Englisch
also

My baby is also eight months old, is healthy and is growing by leaps and bounds. - Ayrıca,bebeğim sekiz aylık,sağlıklı ve çabucak büyüyor.

Our teacher also said that her wedding wouldn't be the same as other people's; we asked how it would be different, but she didn't say. - Öğretmenimiz ayrıca düğününün diğer insanlarınki ile aynı olmayacağını söyledi;biz nasıl farklı olacağını sorduk fakat o söylemedi.

besides

Besides, it's a really interesting problem. - Ayrıca, bu gerçekten ilginç bir sorundur.

Every rare thing is expensive, besides a cheap horse is rare, therefore a cheap horse is expensive. - Her nadir şey pahalıdır, ayrıca ucuz bir at enderdir, bu nedenle ucuz at pahalıdır.

furthermore

She is not only beautiful, but also gentle and, furthermore, intelligent. - O sadece güzel değil fakat aynı zamanda nazik ve ayrıca zeki.

Furthermore, I don't know how to dance. - Ayrıca nasıl dans edileceğini bilmiyorum.

plus

There was one American, one Canadian, plus about ten Germans. - Bir Amerikalı, bir Kanadalı ve ayrıca yaklaşık on tane Alman vardı.

separately; besides, to boot, in addition, as well, furthermore, into the bargain, in the bargain
as well

Mary speaks perfect French. She speaks fluent German as well. - Mary mükemmel bir Fransızca biliyor. Ayrıca akıcı Almanca da biliyor.

Natural mineral water contains calcium, magnesium, sodium, potassium as well as nitrate. - Doğal maden suyu kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum ve ayrıca nitrat içerir.

thereto
morosely
on top of
and what is more

She is beautiful, and what is more, very graceful. - O güzel ve ayrıca çok zarif.

(Konuşma Dili) not to mention
under separate cover
not to mention the fact that
and what's more

l know he's stubborn, ill-bred, and what's more, he's crazy. - Onun inatçı, terbiyesiz olduğunu biliyorum ve ayrıca o deli.

(Bilgisayar) you can also

You can also replace the mascarpone with cream. - Ayrıca krem peyniri krema ile değiştirebilirsiniz.

You can also get the weather forecast by telephone. - Ayrıca telefonla hava tahin raporunu alabilirsiniz.

otherwise; additionally; then again
side

I'd like to have mustard on the side. - Ayrıca hardal almak istiyorum.

I'd like to have the sauce on the side, please. - Ayrıca sos almak istiyorum, lütfen.

beyond
in addition

We had to pay ten thousand yen in addition. - Ayrıca on bin yen ödemek zorunda kaldık.

In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. - Ayrıca yaşlıların birbiriyle kaynaşabilmeleri ve Amerikan yaşamında aktif katılımcılar olarak kalabilmeleri için çok sayıda gruplar kurulmuştur.

boot
in addition to
likewise

Tom is tall and likewise strong. - Tom uzundur ve ayrıca güçlüdür.

withal; yea
farther
on the side

I'd like to have mustard on the side. - Ayrıca hardal almak istiyorum.

I'd like to have the sauce on the side, please. - Ayrıca sos almak istiyorum, lütfen.

over and above
else
extra

It's a way to make a little extra on the side. - Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.

again

Google Translate is not good enough for Ubuntu Translations. Furthermore, this is against Ubuntu policy. - Google Translate, Ubuntu Çevirileri için yeterince iyi değildir. Ayrıca bu, Ubuntu ilkesine de aykırıdır.

The price is low, but then again, the quality isn't very good. - Fiyat düşük ama ayrıca kalite çok iyi değil.

further

Furthermore, I don't know how to dance. - Ayrıca nasıl dans edileceğini bilmiyorum.

Google Translate is not good enough for Ubuntu Translations. Furthermore, this is against Ubuntu policy. - Google Translate, Ubuntu Çevirileri için yeterince iyi değildir. Ayrıca bu, Ubuntu ilkesine de aykırıdır.

somewhat apart
into the bargain
otherwise
additionally

Precisely speaking, I need six hours to at least think straight. Additionally, I need seven hours to be happy. - Kesin olarak konuşursam, sağlıklı düşünmek için en az altı saate ihtiyacım var. Ayrıca mutlu olmak için yedi saate ihtiyacım var.

too

During the game, it suddenly began to rain and it thundered, too. - Oyun sırasında, aniden yağmur yağmaya başladı ve ayrıca gök gürledi.

Don't you also think that out politicians are too old? - Ayrıca politikacıların çok yaşlı olduğunu düşünmüyor musunuz?

you also
withal
to boot
addition

In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. - Ayrıca yaşlıların birbiriyle kaynaşabilmeleri ve Amerikan yaşamında aktif katılımcılar olarak kalabilmeleri için çok sayıda gruplar kurulmuştur.

In addition, I have to interview a professor. - Ayrıca, bir profesörle görüşmeliyim.

item
then again
apart from
{k} as far as that goes
yea

2015 was the International Year of Soil and also the International Year of Light. - 2015 uluslararası toprak yılı ve ayrıca uluslararası ışık yılıydı.

He had the privilege of studying abroad for two years. - O, iki yıllığına yurt dışında eğitim görme ayrıcalığına sahipti.

ayrıca bir nedendir
it's all the more reason
tip, model ve/veya dizi (ayrıca TMS olarak da kullanılır)
(Askeri) type, model, and/or series (also as TMS)
Türkisch - Türkisch
Ayrı olarak: "Devlet konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler."- Anayasa
Bundan başka
Ayrı olarak
Ayrı bir önem verilerek
başkaca
ayrıca
Favoriten