Believe it or not, I can actually draw.
- İster inanın ister inanmayın, ben aslında resim çizebilirim.
Tom doesn't actually live within Boston city limits.
- Tom aslında Boston şehri sınırları içinde yaşamıyor.
I think we need a lot more than I originally thought.
- Sanıyorum aslında düşündüğümden çok daha fazlasına ihtiyacımız var.
Football originally meant a game played with a ball on foot - unlike a game played on horseback, such as polo.
- Polo gibi at sırtında oynanılan bir oyunun aksine futbol aslında ayakla oynanılan bir top oyunu demekti.
All animals, except man, know that the principal business of life is to enjoy it.
- Bütün hayvanlar, insanın dışında, yaşamın asıl işinin ondan zevk almak olduğunu biliyor.
What's your main reason for studying French?
- Fransızca öğrenmek için asıl nedenin nedir?
When to start is the main problem.
- Asıl sorun ne zaman başlanacağıdır.
The Normans abandoned their original language.
- Normanlar asıl dillerini bıraktılar.
Ali learnt the Persian language to be able to read the The Mathnawi of Jalaluddin Rumi in original text.
- Ali, Mevlana'nın Mesnevisini asıl metninden okuyabilmek için Farsça öğrendi.
Kate is majoring in German.
- Kate asıl branş olarak Almancayı alıyor.
What's your major field?
- Asıl branş alanın nedir?
What's the real priority here?
- Buradaki asıl öncelik nedir?
People usually have two reasons for doing something: a good reason and the real reason.
- İnsanların bir şey yapmalarında genelde iki neden vardır: İyi bir neden ve asıl neden.
This land was expropriated from its original owner decades ago.
- Bu arazi on yıllar önce asıl sahibinden kamulaştırılmıştır.
Ali learnt the Persian language to be able to read the The Mathnawi of Jalaluddin Rumi in original text.
- Ali, Mevlana'nın Mesnevisini asıl metninden okuyabilmek için Farsça öğrendi.
All of your accusations are without foundation. She's innocent and we're going to prove it.
- Suçlamalarınızın hepsi asılsız. O masum ve biz bunu kanıtlayacağız.
Your plan sounds good, but the bottom line is: will it bring us more business?
- Planın iyi görünüyor fakat asıl önemli olan şu: bize daha çok iş getirir mi?
I'm sure Tom will be able to get to the bottom of it.
- Tom'un bunun asıl sebebini bulabileceğinden eminim.
Some countries use ordinal numbers to count millennia, whereas others count them using cardinal numbers.
- Bazı ülkeler bin yıllık dönemi saymak için sıra numaralarını kullanırken, diğerleri asıl sayıları kullanarak sayarlar.
The true killer responsible for her murder is you!
- Onun cinayetinden sorunlu asıl katil sensin!
What are Tom's true intentions?
- Tom'un asıl niyeti ne?
If that is the real aim, naturally I would not know about that.
- Asıl amaç buysa bilmem tabii.