yine de

listen to the pronunciation of yine de
Türkçe - İngilizce
even so

Even so ... she didn't have to slap me! - Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!

nevertheless

It is nevertheless a good sentence. - O yine de iyi bir cümle.

Nevertheless, I want to go there. - Yine de oraya gitmek istiyorum.

still

I doubt that Tom would help, but you should still ask him. - Tom'un yardımcı olacağından kuşkuluyum, ama yine de ona sormalısınız.

Tom did the best he could, but he still wasn't able to pass the course. - Tom elinden geleni yaptı, ama yine de dersleri geçemedi.

however

It was raining. However, they still went on their school trip. - Yağmur yağıyordu. Ancak onlar yine de okul gezilerine devam ettiler.

I can't, however, agree with your opinion. - Yine de, fikrine katılamıyorum.

nonetheless

Though he was poor, he was nonetheless happy. - Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.

You may not believe it, but it is nonetheless true. - Sen buna inanmayabilirsin, ama yine de doğru.

yet

At present, consensus has yet to be reached. - Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.

Your composition is the best yet. - Kompozisyonun yine de en iyisi.

after all

Jane didn't buy it after all. - Jane yine de onu almadı.

Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all. - Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.

all the same, after all, still, however, but then (again), yet, anyway, anyhow, nevertheless, even now, to, then, notwithstanding
though

Thanks for the offer, though. - Öneri için teşekkürler yine de.

Though he was poor, he was nonetheless happy. - Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.

altogether
anyhow

It might rain, but I'm going anyhow. - Yağmur yağabilir ama yine de gidiyorum.

That has been my experience anyhow. - O yine de benim tecrübemdi,

none the less

My wife has faults. None the less, I love her. - Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.

in despite of
natheless
nathless
oldness
yet already
just the same
anyway

We objected, but she went out anyway. - Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.

She wanted to go out anyway. - Yine de dışarı çıkmak istedi.

all the same

He's not doing a very good job. All the same, you've got to admit that he's doing his best. - O çok iyi bir iş yapmıyor. Yine de, onun elinden geleni yaptığını kabul etmelisin.

I cannot go to the party, but thank you for inviting me all the same. - Partiye gidemem, yine de beni davet ettiğin için teşekkür ederim.

even now
considering
notwithstanding
nontheless
at the same time
howbeit
just

It's just five in the morning, but nevertheless it is light out. - Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.

Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece. - Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.

at any rate

At any rate, I can go out when it stops raining. - Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.

despite
but then
yine de