at the same time

listen to the pronunciation of at the same time
İngilizce - Türkçe
aynı zamanda

Geriye dönüp baktığında, Tom her iki kız kardeşle aynı zamanda flört etmemesi gerektiğini anladı. - In retrospect, Tom realized he shouldn't have been dating both sisters at the same time.

Ondan hoşlanıyorum fakat aynı zamanda ona gerçekten inanmıyorum. - I like him, but at the same time I don't really trust him.

bununla birlikte
bununla beraber
aynı anda

Tom ve Mary her ikisi de aynı anda konuşmaya başladı. - Tom and Mary both started talking at the same time.

Tom, armonika ve gitarı aynı anda çalabilir. - Tom can play the harmonica and the guitar at the same time.

birden

Aynı anda birden çok dil öğrenmeyi tercih ediyorum. - I prefer learning multiple languages at the same time.

Gençlerin sık yaptığı bir hata da; zorluklarını hafife alıp, kendi yeteneklerini de gözlerinde büyütürek aynı anda birçok dili birden öğrenmeye başlamaları. - A mistake young people often make is to start learning too many languages at the same time, as they underestimate the difficulties and overestimate their own ability to learn them.

yine de
öte yandan
then
o zaman

O zaman onu görmediğine inanmıyorum. - I cannot believe you did not see him then.

O zamandan beri, Japonya'da büyük bir değişim oldu. - Since then, a great deal of change has occurred in Japan.

at the time
o zaman

Ben o zaman görevde değildim. - I was off duty at the time.

Bay Clinton, o zamanlar Arkansas'ın valisiydi. - Mr. Clinton was governor of Arkansas at the time.

simultaneously
eş zamanlı
simultaneously
aynı anda

Tom ve Mary aynı anda cevapladı. - Tom and Mary answered simultaneously.

Her şey aynı anda oldu. - Everything happened simultaneously.

simultaneously
eşzamanlı bir şekilde
then
(ondan) sonra
simultaneously
hep beraber
simultaneously
birlikte
simultaneously
aynı zamanda

O bir bilim adamı ve aynı zamanda bir müzisyen. - He is a scholar and a musician simultaneously.

then
o süre içinde
then
madem öyle
then
daha sonra

Mary Tom'a söyledi: Kısa bir cümle ile başlayalım, ve daha sonra göreceğiz... - Mary told Tom: Let's begin with a short sentence, and then we'll see...

İzlandaca bir cümlenin İngilizce bir çevirisi varsa ve İngilizce cümlenin Svahilice bir çevirisi varsa, daha sonra bu, dolaylı olarak İzlandaca cümle için Svahilice bir çeviri sağlayacaktır. - If an Icelandic sentence has a translation in English, and the English sentence has a translation in Swahili, then indirectly, this will provide a Swahili translation for the Icelandic sentence.

then
o zamanki
then
öyleyse

Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım. - If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.

İzlandaca bir cümlenin İngilizce çeviri varsa, ve İngilizce cümlenin Savahili dilinde bir çevirisi varsa, öyleyse dolaylı olarak, bu, İzlandaca cümle için bir Savahili çeviri sağlayacaktır. - If an Icelandic sentence has a translation in English, and the English sentence has a translation in Swahili, then indirectly, this will provide a Swahili translation for the Icelandic sentence.

at a same time
Bir aynı zamanda
at the time
(Bahsi geçen) o zaman(lar)da
simultaneously
es zamanlı
at the time
tam

Ben o zaman Tom'la birlikte tam oradaydım. - I was right there with Tom at the time.

simultaneously
(zarf) aynı anda
then
o zaman vaki olan
then
derhal
then
(zarf) o zaman, ondan sonra, o halde, öyleyse, zira, demek
then
ondan sonra
İngilizce - İngilizce
on the other hand (introducing an opposing viewpoint)
simultaneously
together, simultaneously; along with
{a} synchorously
overlapping in duration; "concurrently with the conference an exhibition of things associated with Rutherford was held"; "going to school and holding a job at the same time"
at the same instant; "they spoke simultaneously"
{i} then
cotemporally

While some proteins clearly contain in their sequence all the information necessary to refold properly even after complete denaturation, others require the presence of membranes cotemporally with biosynthesis to ensure proper folding and insertion.

at the time
at the time when, back then
at the same time