toplantı

listen to the pronunciation of toplantı
Türkçe - İngilizce
meeting

The meeting was canceled because of the rain. - Yağmur nedeniyle toplantı iptal edildi.

We are going to have a meeting here tomorrow. - Yarın burada bir toplantı yapacağız.

assembly

He never goes to an assembly. - O asla toplantıya gitmez.

She took part in the assembly. - O, toplantıda yer aldı.

gathering

Krumkake and lefse are popular at our family gatherings. - Krumkake ve Lefse bizim aile toplantılarında popülerdir.

He never goes to a gathering. - O asla bir toplantıya gitmez.

session

The therapy is in session. - Terapi toplantı halinde.

convention

They called a special convention. - Onlar özel bir toplantıya çağırdılar.

meeting; congress, conference; assembly, gathering
rally
convocation
Congress
get together
company

I will not be able to participate in the company meetings in May as I will be traveling in Asia during that time. - O süre boyunca Asya'da seyahat ediyor olacağımdan mayıstaki şirket toplantılarına katılamayacağım.

He attended the meeting as the company representative. - O, şirket temsilcisi olarak toplantıya katıldı.

function
conference

I'm going to a conference next week. - Önümüzdeki hafta bir toplantıya gideceğim.

I attend scientific conferences. - Bilimsel toplantılara katılırım.

powwow
(Hukuk) session, convention, gathering, meeting
forum
parley
assemblage
seance
court
concourse
(Arılık) hearing
highlight
(Kanun) conseil
{i} pow wow
{i} muster
reunion

See you at the reunion. - Toplantıda görüşürüz.

We fixed the date for our class reunion. - Mezunlar toplantısı için tarih tespit ettik.

social
have meeting
gettogether
synod
toplantı salonu
board room
toplantı düzenlemek
Hold a meeting
toplantı notları
the minutes of the meeting
toplantı yapma
to meeting
toplantı yapmak
powwow
toplantı zabtı
the minutes of the meeting
toplantı başkanı
chairman
toplantı evi
meeting house
toplantı halinde olmak
be in session
toplantı programı
order paper
toplantı salonu
assembly hall
toplantı salonu
assembly room
toplantı salonu
auditorium

I knew it would be hot in the auditorium. - Toplantı salonunda sıcak olacağını biliyordum.

Everybody's in the auditorium. - Herkes toplantı salonunda.

toplantı salonu
meeting room; assembly hall
toplantı tutanağı
(Hukuk) proceedings of reunion
toplantı yapmak
meet in council
toplantı yapmak
assemble
herkesin katıldığı toplantı
plenum
kısa toplantı
briefing
toplantı yapmak
sit
toplantı yapmak
conduct a meeting
toplantılar
(Bilgisayar) forums
bilimsel toplantı
scientific meetings
toplantı yapmak
hold a meeting
toplantılar
meetings

Tom doesn't really seem to understand how to run meetings. - Tom toplantıları yönetmekten gerçekten anlıyor gibi görünmüyor.

Tom asked Mary to be attentive during meetings. - Tom Mary'den toplantılar sırasında dikkatli olmasını rica etti.

barışçıl toplantı
(Hukuk) peaceful assembly
devam eden bir toplantı var
there is a meeting in progress
dini toplantı
camp meeting
dini toplantı binası
conventicle
edebi toplantı
conversazione
eğlenceli toplantı
do
genel toplantı
(Hukuk) plenary meeting
gizli dini toplantı
conventicle
herkesin katıldığı toplantı
plenary session
kargaşalı toplantı
circus
komite toplantı odası
(Politika, Siyaset) boardroom
nisap / toplantı veya karar yeter sayısı
(Hukuk) quorum
olağan toplantı
(Hukuk) ordinary session
olağanüstü toplantı
(Hukuk) extraordinary session
sanatsal toplantı
conversazione
sessiz toplantı
quaker meeting
sessiz toplantı
quakers' meeting
sunu toplantı sihirbazı
(Bilgisayar) presentation conference wizard
uziletişimli toplantı
teleconferencing
video toplantı
(Bilgisayar) videoconferencing
yemekli toplantı
bake
yemekli toplantı
dinner party
yıllık toplantı
annual convention
yıllık toplantı
yearly assembly
yıllık toplantı
yearly gathering
yıllık toplantı
yearly meeting
çadırda veya açık havada yapılan dini toplantı
camp meeting
özel toplantı
conclave
şamatalı toplantı
clam
Türkçe - Türkçe
Birden çok kimsenin türlü amaçlarla bir araya gelmesi, içtima
Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin tümü
Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma: "Gür kaşları başlangıçlarında kıvrık toplantılar yaparak incele incele uçlarında büsbütün sivrilirdi."- H. Z. Uşaklıgil
Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma
Birden çok kimsenin türlü amaçlarla bir araya gelmesi, içtima: "Komisyon toplantısı bitsin de görürsünüz."- M. Ş. Esendal
Bir gündem üzerinde görüşmek amacıyla ilgililerin katılmasıyla yapılan birleşim
derinti
toplantı salonu
Toplantıların yapıldığı geniş mekân
toplantı yeri
Toplantının yapıldığı yer veya merkez
Toplantı yapmak
toplanmak
bilimsel toplantı
Uzmanların katılımı ile gündemi bilimsel konulardan oluşan toplantı
toplantı