sistemli

listen to the pronunciation of sistemli
Türkçe - İngilizce
systematic

Her sewing basket, dresser drawers and pantry shelves are all systematically arranged in apple-pie order. - Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.

schematic
(Tıp) systemic
scientific
systematical

Her sewing basket, dresser drawers and pantry shelves are all systematically arranged in apple-pie order. - Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.

businesslike
systematically

Her sewing basket, dresser drawers and pantry shelves are all systematically arranged in apple-pie order. - Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.

orderly
systematic, methodical
methodical

Tom is quite methodical. - Tom oldukça sistemli.

sistem
{i} system

The N8 will be the first device by Nokia with the Symbian^3 operating system - N8, Nokia'nın Symbian 3 işletim sistemi kullanan ilk aygıtı olacak.

I need to configure this server with an appropriate firewall system. - Uygun bir güvenlik duvarı sistemiyle bu sunucuyu yapılandırmam gerekiyor.

sistemli bir hale getirmek
systematize
sistemli analiz
systematic analysis
sistemli düzenleme
regimentation
sistemli hastalık
(Tıp) systematized affection
sistemli hastalık
(Tıp) systematic affection
sistemli hata
systematic error
sistemli hezeyan
(Pisikoloji, Ruhbilim) systematized delirium
sistemli inceleme
audit
sistemli kuruntu
(Pisikoloji, Ruhbilim) systematized delusion
sistemli olarak
systematically

Her sewing basket, dresser drawers and pantry shelves are all systematically arranged in apple-pie order. - Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.

sistemli olarak
regularly
sistemli olmayan
nonsystematic
sistemli sulama
systematic irrigation
sistemli çalışmak
study systematically
sistemli çalışmak
work systematically
sistem
grid
sistem
tract

Millions of beneficial organisms live in the human digestive tract. - İnsanın sindirim sisteminde milyonlarca yararlı organizma yaşamaktadır.

sistem
practice
sistem
(Ticaret) machinery
sistem
method
sistem
{i} regime
Sistem
(Tıp) systema
geliştirilmiş paletli yük sistemli (PLS) kamyon
(Askeri) enhanced palletized load system (PLS) flatrack
sistem
{i} graticule
sistem
the system
sistem
framework
sistem
system; tract, system
sistem
regulation
sistem
gridiron
sistem
cosmos
sistem
man

Many biometric systems are based on the fingerprint scanner. - Birçok biyometrik sistem parmak izi tarayıcısı tabanlıdır.

This factory uses an integrated manufacturing system standardized from parts on through to finished products. - Bu fabrika parçalardan bitmiş ürünlere kadar ölçünlenmiş entegre üretim sistemi kullanmaktadır.

Türkçe - Türkçe
Düzenli
Belli ilkelere, kurallara uyan, dizgeli, sistematik
Sistem
(Osmanlı Dönemi) MESLEK
Sistem
dizge

Dünyanın en zor yazı dizgesi hangisidir? - Dünyanın en zor yazı sistemi hangisidir?

SİSTEM
(Osmanlı Dönemi) Manzume
SİSTEM
(Osmanlı Dönemi) Proğramlı çalışmak
SİSTEM
(Osmanlı Dönemi) Fr. Bir bütün meydana getirecek şekilde, karşılıklı olarak birbirine bağlı unsurların hepsi
SİSTEM
(Osmanlı Dönemi) İlimde bir bütün meydana getirecek esasların hepsi
SİSTEM
(Osmanlı Dönemi) Bir nizâm dâiresinde çalışan takım
sistem
Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni
sistem
Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat
sistem
Yol, yöntem
sistem
Düzen
sistem
Model, tip
sistem
bakınız: Dizge
sistem
Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni: "Servet, nasıl kazanılmış olursa olsun, onun kontrolüne girecek rejim ve sistem memleketi mahvedecektir."- H. E. Adıvar
sistem
Model, tip: "... son sistem, pırıl pırıl bir rotatif almışlar."- Y. Z. Ortaç
sistem
öğretier bütünü
sistemli