noktalı

listen to the pronunciation of noktalı
Türkçe - İngilizce
{s} dotted

Please sign on the dotted line. - Lütfen noktalı çizginin üzerini imzala.

Please cut along the dotted line. - Lütfen noktalı çizgi boyunca kesin.

punctated
punctuated; dotted
(sentence) which is set off by a period
spotted
spotty
dotty
dotted (letter, cloth)
pointy
nokta
dot

Please cut along the dotted line. - Lütfen noktalı çizgi boyunca kesin.

Please sign on the dotted line. - Lütfen noktalı çizginin üzerini imzala.

nokta
point

Everyone has both strong and weak points. - Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.

You sure guessed the critical points of that teacher's exam. - O öğretmenin sınavının kritik noktaları emin olarak tahmin ettin.

nokta
spot

We met at the designated spot. - Biz belirlenen noktada buluştuk.

The lake is deepest at this spot. - Göl bu noktada en derindir.

noktalı olma
punctation
noktalı virgül
semicolon

The Greek question mark looks like a semicolon. - Yunan soru işareti, bir noktalı virgül gibi görünüyor.

The semicolon is the most feared punctuation on earth. - Noktalı virgül yeryüzünde en çok korkulan noktalama işaretidir.

noktalı yazı sistemi
point system
noktalı yer
dotted line
noktalı çerçeve
(Bilgisayar) dotted outine box
nokta
full stop

There needs to be a full stop at the end of a sentence. - Bir cümlenin sonunda nokta olması gerekir.

All of these sentences need a full stop. - Bu cümlelerin hepsinin bir noktaya ihtiyacı var.

nokta
{i} period

You can't replace the comma with a period in this sentence. - Bu cümlede virgülü bir noktayla değiştiremezsiniz.

There needs to be a period at the end of a sentence. - Bir cümlenin sonunda bir nokta olmalı.

nokta
(Bilgisayar) points

Every man has his own strong points. - Her insanın kendi güçlü noktaları vardır.

Everyone has both strong and weak points. - Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.

nokta
vertex
nokta
stage
nokta
police post
nokta
(Havacılık) spool
nokta
subject
nokta
(Bilgisayar) dots

Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille. - Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.

What are those little dots? - Şu küçük noktalar nedir?

nokta
{i} speck
nokta
(Bilgisayar) pels
noktalı virgül
semi colon
nokta
punctum
nokta
the point is
değişken noktalı gösterim
variable point representation
gezer noktalı sayı
floating point number
koyu noktalı
(Bilgisayar) dotted heavy
minik noktalı çalı kriketi
(Hayvan Bilim, Zooloji) tiny speckled bush-cricket
nokta
{i} fleck
nokta
{i} tittle
nokta
{s} pinpoint
nokta
full point
nokta
{i} speckle
nokta
{i} POST
nokta
particular

The teacher particularly emphasized that point. - Öğretmen özellikle o noktaya vurgu yaptı.

nokta
spot, speck
nokta
point, item, particular (under discussion)
nokta
place, spot
nokta
stop

We'll have to put a stop to this. - Buna bir nokta koymak zorunda kalacağız.

Please put a stop to this nonsense. - Lütfen bu saçmalığa bir nokta koy.

nokta
{i} macula
nokta
point, dot; full stop, period; speck, spot; place, spot; subject, point; military post, police post
nokta
period , dot , point
nokta
punctuation period, Brit. full stop
nokta
point (along a road where a policeman or soldier is always to be found)
nokta
point, dot
nokta
(Matematik) point
referans noktalı eğitim
(Pisikoloji, Ruhbilim) anchored instruction
sabit noktalı
fixed point
siyah noktalı beyaz bilardo topu
spot ball
yedi noktalı uğur böceği
(Hayvan Bilim, Zooloji) seven-spotted lady betle
yedi noktalı uğur böceği
(Hayvan Bilim, Zooloji) seven-spotted lady beetle
yedi noktalı uğur böceği
(Hayvan Bilim, Zooloji) seven-spotted ladybird
yedi noktalı uğur böceği
(Hayvan Bilim, Zooloji) seven-spotted ladybeetle
yedi noktalı uğur böceği
(Hayvan Bilim, Zooloji) seven-spotted ladybird beetle
yedi noktalı uğur böceği
(Hayvan Bilim, Zooloji) seven-spotted ladybug
çok noktalı
multipoint
çok noktalı yakıt ikmal sistemi
(Askeri) multi-point refueling system
Türkçe - Türkçe
Nokta konmuş olan, üstünde noktalar olan
noktalı delik
Trakeit hücreleri ile öz ışınların kesişme noktalarında bulunan ve yatay yönde besin suyu iletimini sağlayan geçiş yolu
noktalı virgül
Bağımsız fakat mantık açısından birbirini bütünleyen cümleleri bağlayan noktalama işareti (;)
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Durak işareti
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Tek karakol, tek nöbetçi
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) (Nukta) Benek
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Göze ârız olan leke
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Mat: Hiçbir uzunluğu olmayan şekil
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Durak, mevki. Mahâl
NOKTA
(Osmanlı Dönemi) Yazıdaki durak işâreti
Nokta
(Osmanlı Dönemi) VEKTE
nokta
Çok küçük boyutlarda işaret, benek
nokta
Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret
nokta
Nöbetçi, gözcü, bekçi
nokta
Hiçbir boyutu olmayan işaret
nokta
Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
nokta
Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti
nokta
Nöbetçi bulunan yer
nokta
Nöbetçi, gözcü, bekçi: "O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz."- Ö. Seyfettin
nokta
Tek nöbetçi bulunan yer
nokta
Yer
nokta
Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan küçük benek biçimindeki işaret, durak
nokta
r: "Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık."- A. Haşim
nokta
Konu, konu ile ilgili önemli bölüm: "Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu
nokta
Sınır, derece, radde
noktalı