kesinti

listen to the pronunciation of kesinti
Türkçe - İngilizce
deduction
{i} interruption

Tom was annoyed at the interruption. - Tom kesintide rahatsız oldu.

He doesn't allow interruptions. - O, kesintilere izin vermez.

outage
(Bilgisayar) interrupt
check-off
(Ticaret) co-payment
snip
excise
dock
wage cut
(Hukuk) cut

There's been a power cut. - Bir elektrik kesintisi vardı.

Many fear that cuts in the defense budget will undermine the military's effectiveness. - Birçokları, savunma bütçesindeki kesintilerin ordunun etkinliğini baltalayacağından korkuyorlar.

stoppage
cutoff piece
subtraction
dockage
deduction (from a payment)
cut, snip; interruption; deduction; stoppage
cutback

The library near my house is now open only three days a week due to budget cutbacks. - Evimin yanındaki kütüphane bütçe kesintileri yüzünden şimdi haftada yalnızca üç gün açık.

I was laid off from my job due to budget cutbacks. - Bütçe kesintileri yüzünden işten çıkarıldım.

surge
checkoff
kesinti kanalı
(Askeri) fringing groove
kesinti yapmak
cut back
kesinti hatası
(Askeri) truncation error
kesinti yapmak
slash
kesinti yapmak
to cut sth back, to cut back (on sth)
aşırı kesinti
slash
ön kesinti
(Hukuk) levy
Türkçe - Türkçe
Kesilen parça, kırpıntı
Bir işin bir süre için durması, inkıta, fasıla
Bir işin bir süre için durması, inkıta, fasıla. Ödenen bir paradan herhangi bir gerekle kesilen bölüm
Ödenen bir paradan herhangi bir gerekle kesilen bölüm
(Osmanlı Dönemi) BİTKE
İngilizce - Türkçe

kesinti teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

snip kirpma, kirkma; makasla kesilmis parça, kirpinti, kesinti; kelepir
makasla kesmek, kırpmak
kesinti