kesiş

listen to the pronunciation of kesiş
Türkçe - İngilizce
intersect

Luís Coelho Street intersects Augusta Street. - Luís Coelho caddesi Augusta caddesi ile kesişir.

The two streets intersect at right angles. - İki cadde doğru açılarda kesişiyor.

{f} crossing

Look out for cars in crossing the street. - Caddenin kesiştiği yerdeki arabalara dikkat et.

cutting
section
chopping
kes
{f} hewed
kes
(Bilgisayar) kill

I certainly had no idea Tom was thinking about killing himself. - Tom'un kendini öldürmeyi düşündüğüne dair kesinlikle fikrim yoktu.

Please give me something to kill the pain. - Lütfen bana ağrı kesecek bir şey ver.

kes
plimsoll
kes
sneaker
kes
cut in

She cut in when we were talking. - Biz konuşurken sözümüzü kesti.

Please don't cut in while I'm talking with him. - Onunla konuşurken lütfen sözümü kesmeyin.

kes
truncate
kes
cutoff
kes
{f} hack

I cut myself with a hacksaw. - Bir demir testeresi ile kendim kestim.

Tom hacked Mary's leg off with a rusty machete. - Tom paslı bir pala ile Mary'nin bacağını kesti.

kes
hew
kes
{f} excise
kes
cut off

You should cut off your connections with that group. - O grupla bağlantıları kesmelisin.

A doctor quickly cut off his left arm and stopped the heavy bleeding. - Bir doktor derhal onun sol kolunu kesip çıkardı ve ağır kanamayı durdurdu.

kes
{f} shear
kes
cut down

Tom cut down a tree in his yard. - Tom bahçesindeki bir ağacı kesti.

After his heart attack, Jim had to cut down on his sugar intake. - Jim kalp krizinden sonra, şeker alımını kesmek zorunda kaldı.

kes
{f} cutting

Tom is cutting corners. - Tom köşeleri kesiyor.

Banks are cutting lending to industrial borrowers. - Bankalar endüstriyel boçlulara kredi vermeyi kesiyor.

kes
{f} knife

He cut his finger with the knife. - O, bıçakla parmağını kesti.

The tip of the knife is sharp. - Bıçağın ucu keskindir.

kes
{f} hewn
kes
{f} rip
kes
{f} shorn
kes
cut the cackle
kes
{f} cut

It's easy to cut cheese with a knife. - Peyniri bıçakla kesmek kolaydır.

If you cut the tail off of a lizard, it will grow back. - Bir kertenkelenin kuyruğunu kesersen, o tekrar uzar.

kes
amputate

Tom's arm must be amputated. - Tom'un kolu kesilmeli.

Tom's foot had to be amputated after it had become infected with gangrene following a severe frostbite. - Şiddetli bir donmanın ardından kangrenle enfekte olduktan sonra Tom'un ayağı kesilmek zorunda kaldı.

kes
curtail
kes
break

I resolved to break up with her cleanly. - Onunla ilişkimi tamamen bitirmeye kesin karar verdim.

He's always breaking into our conversation. - Her zaman konuşmamızı kesiyor.

kes
gash
kes
cut it out

You're not a child anymore so cut it out! - Artık bir çocuk değilsin bu yüzden kes artık.

kes
heckle
kes
resect
kes
gym boot, sneaker
kes
shutt off
kes
exscind
kes
cut it out!
kes
have done

Stop acting like this Tom! I'm tired of this nonsense! Just have done with it already! - Böyle davranmayı kes Tom! Bıktım bu saçmalıktan! Bırak bu işleri artık!

What you have done is absolutely inexcusable. - Yaptığın şey kesinlikle affedilmez.

kes
dry up
kes
basketball shoe, (high-topped) sneaker
kes
less of that
kes
cut#off
kes
lance
kes
trephine
kes
shutt#off
kes
slit

Tom and his buddies slit the throats of eleven men and women. - Tom ve onun arkadaşları on bir erkek ve kadının boğazlarını kesti.

Tom slit his own throat. - Tom kendi boğazını kesti.

kes
trepan
İngilizce - İngilizce

kesiş teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

kes
the kestrel
Kes
kes
kes
Uncut hair, one of the five physical symbols that a Khalsa Sikh must have It is a symbol of spirituality
kes
The ISO 4217 currency code for the Kenyan Shilling
kes
Unshorn Hair
kesiş