katılmış

listen to the pronunciation of katılmış
Türkçe - İngilizce
incorporated
adjoined
incorporate
added
entered
(Askeri) joined

I hoped to have joined the party. - Partiye katılmış olmayı umuyordum.

Last summer, I finally left the firm that I had joined twelve years before. - Geçen yaz, sonunda on iki yıl önce katılmış olduğum firmadan ayrıldım.

acceded
kat
{i} storey

You need an elevator if you want to go down twenty storeys. - Yirmi kat aşağıya gitmek istiyorsan bir asansöre ihtiyacın var.

All storeys of the house are made of wood. - Evin tüm katları ahşaptan yapılmıştır.

kat
{i} fold

Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep. - Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

kat
{i} floor

The library is on the 4th floor. - Kütüphane 4. kattadır.

The office has been transferred up to the sixth floor. - Ofis altıncı kata taşındı.

kat
story

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

Kate was surprised by Brian's story. - Kate Brian'in hikayesine şaşırmıştı.

kat
ply
kat
stair

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

Tom's knee hurts when he walks up or down stairs. - Yukarı veya alt kata yürürken Tom'un dizi acıyor.

kat
{i} fall

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

kat
slab
kat
times

She knows ten times as many English words as I do. - O benimkinin on katı fazla ingilizce kelime biliyor.

Light travels around the earth seven and a half times a second. - Işık dünyanın etrafında bir saniyenin 7.5 katı hızında seyahat eder.

kat
film

I watched the film named Texas Chainsaw Massacre with my girlfriend yesterday. She was very afraid. - Dün kız arkadaşımla birlikte Teksas Motorlu testere Katliamı adında bir film izledim. O çok korktu.

kat
(Bilgisayar) embed
kat
(Tekstil) layer (fabric)
kat
(Bilgisayar) cube
kat
flight

I carried Tom down two flights of stairs. - Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.

Tom fell down two flights of stairs and is now in the hospital. - Tom iki kat merdiven düştü ve şimdi hastanede.

kat
(Tekstil) fabric
kat
(Jeoloji) horizon
lezzet katılmış
sauced
kat
convolution
kat
stratum
kat
flat

My flat is located on the first floor. - Dairem birinci katta bulunmaktadır.

Do you have a flat or a house? - Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?

kat
crease
kat
covering
kat
layer

The cerebral cortex is the brain's outer layer. - Serebral korteks beynin dış katmanıdır.

This morning there was a thick layer of frost. - Bu sabah kalın bir don katmanı vardı.

kat
pucker
kat
coat

The house looked wonderful with its fresh coat of paint. - Ev taze boya katıyla harika görünüyordu.

Tom left his coat downstairs. - Tom ceketini alt katta bıraktı.

kat
tier
kat
multitude
kat
coating
kat
multiple
kat
admix
kat
by the times
etil katılmış
ethylated
hesaba katılmış
calculated
ilaç katılmış içki
Mickey Finn
içki katılmış
spiked
içki katılmış
laced
kat
set (of clothes)
kat
double

They need to eat double that amount. - O miktarın iki katını yemeliler.

The number of employees doubled in ten years. - Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.

kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat
(Matematik) multiple
kat
layer, stratum; fold
kat
story, floor, Brit. storey
kat
{i} lap
kat
time(s)
kat
deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
(dokuma) pile
kat
thicknesses
kat
superinduce
kat
presence, the presence of a distinguished personage
zehir katılmış
envenomed
zencefilli gazoz katılmış bira
shandygaff
zencefilli gazoz katılmış bira
shindig
zencefilli gazoz katılmış bira
shandy
İngilizce - İngilizce

katılmış teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Türkçe - Türkçe
(Hukuk) MÜLHAK
Kat
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Kat
nezt
Kat
misil
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
(Osmanlı Dönemi) tabaka
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Takım
kat
Kesme
kat
Makam, mevki
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
Kez, defa, misil
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
Huzur
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Daire
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Kesme, kesilme
kat
Ön, yan
katılmış