Bazı dindar insanlar çok yargılayıcı olabilir.
- Some religious people can be very judgemental.
Onların etkisi her gün biraz daha büyüyor fakat onlar yaratıcı değil ve değer yargıları yapamıyorlar.
- Their influence becomes greater every day, but they are uncreative and can't make value judgements.
Yargılama yarın verilecek.
- Judgement will be given tomorrow.
Öyle bir yargılama yapmak yanlış fikirlere yönlendirebilir.
- Making such a judgement may lead to wrong ideas.
Otistik insanların yalnızca yaklaşık yüzde 15'i işgücündedir, başlıca nedeni insanların onlar hakkındaki büyük peşin hükümleridir.
- Only about 15 per cent of people with autism are in the workforce, mainly because people are so judgemental about them.
Yaşına göre iyi bir sağduyusu var.
- He has good judgement for his age.
Onu senin takdirine bırakacağım.
- I will leave it to your judgement.
Senin kararına mutlak güvenim var.
- I have absolute confidence in your judgement.
Mahkeme kararı hatasızdı.
- The judgement was impeccable.
Hermia. I would my father look'd but with my eyes. Theseus. Rather your eyes must with his judgement look. –Shakespeare, A Midsummer Night's Dream, I-i.
Most heartily I do beseech the court To give the judgement. –Shakespeare, Merchant of Venice, IV-i.
... they trust our judgement about what's important and what's ...