tahmin

listen to the pronunciation of tahmin
Türkçe - İngilizce
prediction

His predictions have come true. - Onun tahminleri gerçekleşti.

All of Tom's predictions came true. - Tom'un tahminlerinin hepsi gerçekleşti.

estimate

An estimated 20% of the water used by homeowners in cities is used for their grass. - Şehirlerde ev sahipleri tarafından kullanılan suyun tahminen %20'si onların çimleri için kullanılır.

Steel production reached an estimated 100 million tons last year. - Çelik üretimi geçen yıl tahmini olarak 100 milyon tona ulaştı.

forecast

According to the weather forecast, the typhoon is approaching Okinawa. - Hava tahminine göre, tayfun Okinawa'ya yaklaşıyor.

It will snow tomorrow according to the weather forecast. - Yarın hava tahminine göre kar yağacak.

estimation
guess

I guess that she is over thirty. - Ben onun otuz yaşın üzerinde olduğunu tahmin ediyorum.

You will have guessed its meaning by the end of the chapter. - Bölümün sonunda onun anlamını tahmin etmiş olacaksınız.

presupposition
guess; conjecture; surmisal
shot
judgement [Brit.]
speculation

I don't engage in idle speculation. - Ben başıboş tahminle meşgul olmam.

speculate

As to what happened there, one can only speculate. - Orada ne olduğuna gelince sadece tahmin edebiliriz.

calculate
(Ticaret) expectations
judgement
assumption
presume

I presume you're Tom Jackson. - Ben senin Tom Jackson olduğunu tahmin ediyorum.

Dan had been missing for two years and was presumed dead. - Dan iki yıldır kayıp ve öldüğü tahmin ediliyordu.

outlook
supposition
approximation
guess, estimate, prediction, conjecture, forecast, presumption, supposition
surmise
prophecy
judgment
calculation

Through mathematical calculations, Le Verrier predicted the presence of another planet beyond Uranus. The gravitational pull of this planet would explain the unusual motion of Uranus. - Matematiksel hesaplamalar yoluyla Le Verrier Uranüsün ötesindeki başka gezegenin varlığını tahmin etti. Bu gezegenin yer çekimi Uranüsün sıradışı hareketini açıkladı.

conjecture

There was a great deal of conjecture as to what would happen. - Ne olacağı konusunda çok fazla tahmin vardı.

estimation, judging, reckoning; forecasting, prediction
presumption
divination
prognostication
peradventure
{i} projection
{i} forecasting

Prophets have been forecasting the end of the world for centuries. - Peygamberler yüzyıllar boyunca dünyanın sonunu önceden tahmin etmiştir.

They were forecasting rain for today. - Onlar bugün için yağmur tahmin ediyorlardı.

guesswork
appraisal
appraisement
anticipation

I can't stand the anticipation. - Ben tahmin etmeye katlanamam.

prediction of
predicts
projected to
{i} prognosis
tahmin etmek
guess

Tom's password was easy to guess. - Tom'un şifresini tahmin etmek kolaydı.

It really isn't hard to guess the answer. - Cevabı tahmin etmek gerçekten zor değil.

tahmin etmek
estimate
tahmin etmek
forecast
tahmin etmek
predict

It's hard to predict what the weather will be like tomorrow. - Havanın yarın nasıl olacağını tahmin etmek zor.

Is it really possible to predict an earthquake? - Depremi önceden tahmin etmek gerçekten mümkün mü?

tahmin edilebilir
predictable

This story is too predictable. - Bu hikaye çok tahmin edilebilir.

Tom has become predictable. - Tom tahmin edilebilir oldu.

tahmin edilen
predicted

The National Center for Education Information says a predicted teacher shortage won't pan out because teachers who left the profession are returning. - Ulusal Eğitim Bilgi Merkezi Mesleği bırakan öğretmenler geri döndüklerinden dolayı tahmin edilen bir öğretmen açığının sonuç vermeyeceğini söylüyor.

The second quarter GNP growth was higher than predicted. - İkinci çeyrek GSMH büyüme tahmin edilenden daha yüksekti.

tahmin etmek
anticipate

It's impossible to anticipate every possible situation. - Her mümkün durumu tahmin etmek imkansızdır.

tahmin etmek
surmise
tahmin etmek
1. to guess; to conjecture; to surmise. 2. to estimate, judge, reckon; to forecast, predict
tahmin ederek
forecasting
tahmin ederek
reckoning
tahmin edici
(Ticaret) estimator
tahmin edilebilir
foreseeable
tahmin edilen
(Ticaret) ex ante
tahmin edilen
estimated

Global warming since 1997 has occurred more than twice as fast as previously estimated. - 1997 yılından beri küresel ısınma, daha önce tahmin edilenden iki kat daha hızlı daha meydana geldi.

The cost of building the new hospital was considerably higher than first estimated. - Yeni hastane binasının maliyeti İlk tahmin edilenden çok daha yüksektir.

tahmin edilen
forecasted
tahmin edilenden
than expected
tahmin edilenden
than estimated
tahmin edilmek
be foreseen
tahmin edilmiş
surmised
tahmin etme
auguration
tahmin etme
forecast
tahmin etme
reckoning
tahmin etmek
foresee
tahmin etmek
augurate
tahmin etmek
hazard a guess
tahmin etmek
approximate
tahmin etmek
envisage
tahmin etmek
speculate
tahmin etmek
(deyim) form an estimate
tahmin etmek hesaplamak
estimate
tahmin teorisi
estimation theory
tahmin yapma
estimation
tahmin yapma
forecasting
tahmin yürütme
forecast
tahmin yürütmek
compute
tahmin edilen
(Ticaret) appraised
tahmin yürütmek
Guess, estimate
tahmin aralığı
prediction interval
tahmin büyüklüğü
(Politika, Siyaset) estimation size
tahmin değeri
(Ticaret) imputed value
tahmin değişkeni
(Pisikoloji, Ruhbilim) predictor variable
tahmin edebilen
estimative
tahmin edebilme
predictability
tahmin edildiği gibi
predictably
tahmin edilebilen
estimative
tahmin edilebilen
foreseeable
tahmin edilebilir
conjecturable
tahmin edilebilir
presumable
tahmin edileceği gibi
predictably
tahmin edilemez
imponderable
tahmin edilemez
imponderous
tahmin edilen en erken fırlatılış tarihi
(Askeri) earliest anticipated launch time
tahmin edilen hizmete dönüş tarihi
(Askeri) estimated return to service date
tahmin edilen kar
(Ticaret) anticipated profit
tahmin etkililiği
(Pisikoloji, Ruhbilim) predictive efficiency
tahmin etme
anticipation

I can't stand the anticipation. - Ben tahmin etmeye katlanamam.

tahmin etmek
conjecture
tahmin etmek
put down
tahmin etmek
suppose
tahmin etmek
dope out
tahmin etmek
calculate
tahmin etmek
(yazının uzunluğunu) cast off
tahmin etmek
extrapolate
tahmin etmek
divine
tahmin etmek
dope
tahmin etmek
take stock of
tahmin etmek
presume
tahmin etmek
to guess, to estimate, to foresee, to forecast, to reckon, to surmise
tahmin etmek
judge
tahmin etmemek
unpredict
tahmin işlemi
(Ticaret) forecast transaction
tahmin kartı
(Meteoroloji) prognostic chart
tahmin modeli
estimation model
tahmin oyunu
guessing game
tahmin sapması
(Ticaret) forecast bias
tahmin ve tedarik
collaborative planning
taktik av filosu; Taktik Tahmin Sistemi
(Askeri) tactical fighter squadron; Tactical Forecast System
taktik sahra değişimi; ulaştırma fizibilite tahmin edicisi
(Askeri) tactical field exchange; transportation feasibility estimator
tahmin et
predict

Tom predicted Mary would win the race. - Tom Mary'nin yarışı kazanacağını önceden tahmin etti.

He predicted she would win. - O, onun kazanacağını tahmin etti.

Tahmin etmek
take a guess
hastalığın sonucunu tahmin
prognosis
tahmin etmek
wis
ekonomik tahmin
economic forecasting
en iyi tahmin
best guess
en iyi tahmin
(Ticaret) best estimate
geleceğe yönelik tahmin
(Ticaret) prediction
makul tahmin
(Ticaret) reasonable estimate
sosyal tahmin
social prediction
teknolojik tahmin
(Askeri) technological forecasting
tahmin et
{f} envisaged
tahmin et
{f} reckoning
tahmin et
{f} forecast

I forecasted that you couldn't cut the mustard in this job. - Bu işte beklentileri karşılayamayacağını tahmin etmiştim.

Prophets have been forecasting the end of the world for centuries. - Peygamberler yüzyıllar boyunca dünyanın sonunu önceden tahmin etmiştir.

tahmin et
envisage
tahmin et
{f} guess

Guess what happened to me. - Bana ne olduğunu tahmin etsene!

I would never have guessed that Tom couldn't swim. - Tom'un yüzemiyeceğini asla tahmin etmezdim.

tahmin et
reckon
tahmin et
{f} predicted

Tom predicted Mary would win the race. - Tom Mary'nin yarışı kazanacağını önceden tahmin etti.

Tom was late, just like Mary predicted. - Tam Mary'nin tahmin ettiği gibi Tom geç kalmıştı.

tahmin et
{f} forecasting

Prophets have been forecasting the end of the world for centuries. - Peygamberler yüzyıllar boyunca dünyanın sonunu önceden tahmin etmiştir.

Tom does a pretty good job of forecasting the weather. - Tom, hava durumunu tahmin etmede oldukça iyi bir iş çıkarıyor.

tahmin etmek
calculate upon
tahmin etmek
think

There is no telling what he is thinking. - Ne düşündüğünü tahmin etmek mümkün değil.

tahmin etmek
reckon
tahmin etmek
imagine
Tahmin edilemez
unguessable
tahmin edilen
envisaged
tahmin etmek
to estimate
tahmin etmek
to predict
tahminler
expectations
tahminler
forecasts

All forecasts have a certain degree of uncertainty. - Bütün tahminler belirli bir ölçüde belirsizlik içerirler.

Weather forecasts are rarely accurate. - Hava tahminleri nadiren doğrudur.

Deniz Kuvvetleri Harekat Küresel Atmosfer Tahmin Sistemi
(Askeri) Navy Operational Global Atmospheric Prediction System
Kuplajlı Okyanus Atmosferik Mezosferik Ölçekli Tahmin Sistemi
(Askeri) Coupled Ocean Atmosphere Mesoscale Prediction System
Meteoroloji Ve Oşinografi (METOC) Tahmin Merkezi; çok uluslu kuvvet komutanı
(Askeri) Meteorological and Oceanographic (METOC) Forecast Center; multinational force commander
Yeni Taktik Tahmin Sistemi
(Askeri) New Tactical Forecast System
değeri tahmin edilemeyen
nonassessable
doğru tahmin etmek
nick
eksik tahmin
lowball
eksik tahmin
underestimation
erken tahmin
(Çevre) imminent prediction
gerçeğe yakın tahmin
(Hukuk) approximation
hava tahmin
raporu weather report
hava tahmin merkezi
weather station
hava tahmin raporu
weather forecast
ikinci tahmin
second guess

That was my second guess. - Bu benim ikinci tahminimdi.

ikinci tahmin
second-guess
iklim tahmin merkezi
(Meteoroloji) climate prediction center
isabetli (tahmin)
prophetic
istatistik tahmin
(Ticaret) statistical interference
istihbarat bütçe tahmin arzı
(Askeri) intelligence budget estimate submission
iyice tahmin edilen
well-predicted
kaba bir tahmin
a wild guess
kaba bir tahmin
rough guess
kabaca bir tahmin
rough calculation
kabaca tahmin
rough estimate
karma tahmin
(Ticaret) composite estimate
mali tahmin
financial forecast
mesafe tahmin etmek
(Askeri) estimate distance
müşterek meteorolojik ve oşinografik (METOC) tahmin birimi
(Askeri) joint meteorological and oceanographic (METOC) forecast unit
oran tahmin edici
(İstatistik) ratio estimator
orta vadeli tahmin
(Hukuk) middle term prevision
rastgele tahmin
(Meteoroloji) random forecast
sezgi dayalı tahmin
guesstimate
sezgiye dayalı tahmin
guesstimate
subjektif tahmin
(Meteoroloji) subjective forecasting
tahmin edilemez
untold
tahmin et
forecasted

I forecasted that you couldn't cut the mustard in this job. - Bu işte beklentileri karşılayamayacağını tahmin etmiştim.

tahmin et
surmise
tahmin et
{f} conjecture
tahmin etmek
tell

There is no telling what will happen. - Ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.

There is no telling what he is thinking. - Ne düşündüğünü tahmin etmek mümkün değil.

tehdit tahmin çalışması
(Havacılık) menace estimation activities
tıbbi tahmin
medical estimate
tıbbi tahmin
(Tıp) medical prognosis
zamanını yanlış tahmin etmek
mistime
zekice tahmin
shrewd guess
Türkçe - Türkçe
Yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama: "Ancak yirmi beş yaşlarında tahmin olunabilirdi."- Ö. Seyfettin
Yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama
Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı kestirme. Önceden kestirilen, düşünülen şey
Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı kestirme
Önceden kestirilen, düşünülen şey
kestirim
TAHMİN
(Osmanlı Dönemi) (Hamn. dan) Aşağı yukarı bir fikir söylemek. İhtimallere dayanan düşünce. Zayıf delil ile hüküm ve kıyas etmek
tahmin etmek
Yaklaşık olarak değerlendirmek; oranlamak
tahmin etmek
Kestirmek
tahmin