Tom is extremely unstable.
- Tom son derece istikrarsız.
This test suite is unstable.
- Bu test maiyeti istikrarsız.
Their situation is precarious.
- Durumları istikrarsızdır.
The market is very volatile.
- Pazar çok istikrarsız.
Sami wanted stability.
- Sami istikrar istiyordu.
Stability has been elusive.
- İstikrar zor bulunur.
You've got to get a steady job.
- İstikrarlı bir iş bulmak zorundasın.
There was steady economic improvement.
- İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.
Kararlılıkla her şeyi başarırız.
- İstikrarla her şeye muvaffak oluruz.
Bu mücadele kararlılıkla devam edecek.
- Bu mücadele istikrarla sürecek.