istikrarsız

listen to the pronunciation of istikrarsız
Türkisch - Englisch
{s} unstable

The unstable security situation in Syria also affects Turkey. - Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.

People's emotional lives are becoming more and more unstable. - İnsanların duygusal yaşamları gittikçe daha istikrarsız hale geliyor.

{s} precarious

Their situation is precarious. - Durumları istikrarsızdır.

{s} unsteady
unstable, unsteady, inconsistent
undecided
changeable
choppy
unstable; unsteady; unsettled; inconsistent
changeful
unequal
desultory
fluid
erratic
uneven
wobbly
uneven ground
volatile

The market is very volatile. - Pazar çok istikrarsız.

instable
{s} spasmodic
istikrar
stability

Sami was looking for some stability. - Sami biraz istikrar arıyordu.

Stability has been elusive. - İstikrar zor bulunur.

istikrarsız blok sistemi
(Hukuk) unstable bloc system
istikrarsız olarak
uncertainly
istikrar
{i} steady

Tom is going steady with Mary. - Tom Mary ile istikrarlı gidecek.

Jack and Betty have been going steady for a month. - Jack ve Betty bir aydır istikrarlı olarak gitmektedirler.

istikrar
uniformity
istikrar
lasting
istikrar
stabilisation
istikrar
constancy
istikrar
(Hukuk) stability, consistency
istikrar
becoming established in
istikrar
easiness
istikrar
permanency
istikrar
ballast
istikrar
permanence
istikrar
stableness
istikrar
stability, stabilization, steadiness
istikrar
steadiness
istikrar
becoming stabilized, stability; stabilization
istikrar
stabilization
istikrar
poise
istikrar
permanent
Türkisch - Türkisch
İstikrarı olmayan, dengesiz, kararsız
İSTİKRAR
(Hukuk) Kararlılık

Tom kararlılıktan yoksun. - Tom istikrardan mahrum.

Kararlılık başarının anahtarıdır. - İstikrar başarının anahtarıdır.

istikrar
(Osmanlı Dönemi) karar ve sebat üzere olmak, karar kılmak, sâkin olmak, yerleşmek
istikrar
Denge. Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen
istikrar
Denge
istikrar
Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık
istikrar
Yerleşme, oturma
istikrar
Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen
istikrar
Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık: "Devletini, sağlam bir iman ve istikrar müessesesi olarak teşkilatlandırmıştır."- S. Ayverdi
İSTİKRAR
(Osmanlı Dönemi) Karar ve sebat üzere olmak. Karar kılma. Sâkin olmak. Yerleşmek
İstikrar
stabilizasyon
istikrarsız
Favoriten