Sami was looking for some stability.
- Sami biraz istikrar arıyordu.
The stability of Chinese economy is substantially overestimated.
- Çin ekonomisinin istikrarı büyük ölçüde abartılmıştır.
There was steady economic improvement.
- İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.
Tom is going steady with Mary.
- Tom Mary ile istikrarlı gidecek.
Tom kararlılıktan yoksun.
- Tom istikrardan mahrum.
Kararlılıkla her şeyi başarırız.
- İstikrarla her şeye muvaffak oluruz.