istikrarlı

listen to the pronunciation of istikrarlı
Türkçe - İngilizce
{s} steady

Jack and Betty have been going steady for a month. - Jack ve Betty bir aydır istikrarlı olarak gitmektedirler.

The nation's trade balance improved last year as exports were strong, while imports remained steady. - İhracaatlar güçlüyken, ithalatlar istikrarlı kalırken ülkenin ticaret dengesi geçen yıl gelişti.

{s} consistent

Our company decided for consistent fees. - Şirketimiz istikrarlı ücretler için karar verdi.

(Hukuk) stable

The Japanese yen is a stable currency. - Japon yeni istikrarlı bir para birimidir.

The economy of Japan is still stable. - Japon ekonomisi hâlâ istikrarlı.

strong

The nation's trade balance improved last year as exports were strong, while imports remained steady. - İhracaatlar güçlüyken, ithalatlar istikrarlı kalırken ülkenin ticaret dengesi geçen yıl gelişti.

He speaks English with a strong German accent. - O,İngilizceyi istikrarlı bir Alman aksanıyla konuşur.

stable, stabilized; settled; steady
steady, stable, stabilized
(Denizbilim) persistence
self consistent
istikrar
stability

Sami wanted stability. - Sami istikrar istiyordu.

Sami was looking for some stability. - Sami biraz istikrar arıyordu.

istikrarlı gitmek
steady
istikrar
{i} steady

You've got to get a steady job. - İstikrarlı bir iş bulmak zorundasın.

There was steady economic improvement. - İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.

istikrar
uniformity
istikrar
stabilisation
istikrar
lasting
istikrar
{i} ballast
istikrar
{i} constancy
istikrar
{i} steadiness
istikrar
{i} easiness
istikrar
permanent
istikrar
{i} permanence
istikrar
poise
istikrar
{i} permanency
istikrar
{i} stableness
istikrar
stabilization
istikrar
becoming stabilized, stability; stabilization
istikrar
stability, stabilization, steadiness
istikrar
becoming established in
istikrar
(Hukuk) stability, consistency
tıbbi olarak istikrarlı
(Tıp) medically stable
Türkçe - Türkçe
İstikrarı olan, dengeli, kararlı
İSTİKRAR
(Hukuk) Kararlılık

Kararlılıkla her şeyi başarırız. - İstikrarla her şeye muvaffak oluruz.

Bu mücadele kararlılıkla devam edecek. - Bu mücadele istikrarla sürecek.

istikrar
(Osmanlı Dönemi) karar ve sebat üzere olmak, karar kılmak, sâkin olmak, yerleşmek
istikrar
Denge. Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen
istikrar
Denge
istikrar
Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık
istikrar
Yerleşme, oturma
istikrar
Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen
istikrar
Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık: "Devletini, sağlam bir iman ve istikrar müessesesi olarak teşkilatlandırmıştır."- S. Ayverdi
İSTİKRAR
(Osmanlı Dönemi) Karar ve sebat üzere olmak. Karar kılma. Sâkin olmak. Yerleşmek
İstikrar
stabilizasyon
istikrarlı