heyecanla

listen to the pronunciation of heyecanla
Türkçe - İngilizce
(deyim) all agog
(Argo) wobbly
in a stew
twittering
exciting

Everything was exciting to me when I visited Spain for the first time. - İspanya'yı ilk ziyaretimde her şey beni heyecanlandırıyordu.

That was an exciting game. Everybody was excited. - Heyecanlı bir oyundu.Herkes heyecanlandı.

agitatedly
excitedly

Tom clapped his hands together excitedly. - Tom elleriyle heyecanla alkışladı.

heatedly
on tiptoe
agog
tiptoe
emotionally
thrillingly
heyecan
thrill

My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner. - Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.

We had a thrilling time at the theme park. - Biz tema parkında heyecan verici bir zaman geçirdik.

heyecan
{i} excitement

The excitement reached its peak. - Heyecan doruk noktasına ulaştı.

When the excitement died down, the discussion resumed. - Heyecan azalınca,tartışma devam etti.

heyecanla anlatmak
rhapsodize
heyecanla beklemek
wait excitedly
heyecanla okumak
spout
heyecan
sensation

The news was sensational. - Haber heyecan vericiydi.

The movie created a great sensation. - Film büyük bir heyecan yarattı.

heyecan
{i} fever

You're still feverish. - Sen hâlâ heyecanlısın.

heyecan
excitement, thrill, flutter, fluster, the jitters, kick; enthusiasm, emotion
heyecan
{i} emotion

Tom listened to what Mary had to say without showing any emotion. - Tom Mary'nin söylemek zorunda olduğu şeyi herhangi bir heyecan göstermeden dinledi.

She didn't display any type of emotion. - O herhangi tipte heyecan göstermedi.

heyecan
{i} spice
heyecan
affect
heyecan
{i} stir

The news caused a huge stir. - Haber büyük bir heyecan yarattı.

The news is creating a stir. - Haber heyecan yaratıyor.

heyecan
ery
heyecan
agitate

I feel tense and agitated when I have too much work to do. - Yapacak çok işim olduğu zaman gergin ve heyecanlı hissediyorum.

Tom is still very agitated. - Tom hâlâ çok heyecanlı.

heyecan
enthusiasim
heyecan
whirl
heyecan
jitter
heyecan
trepidation
heyecan
taking
heyecan
buck fever
heyecan
flutter
heyecan
turn

He turns me on when he wears those clothes. - O, bu elbiseyi giydiği zaman beni heyecanlandırır.

She turned on her lover. - O, aşkını heyecanlandırdı.

heyecan
tumult
heyecan
storm
heyecan
jitters
heyecan
stew
heyecan
tizzy
heyecan
feeling
heyecan
perturbation
heyecan
ferment
heyecan
spirit
heyecan
ardour
heyecan
flurry
heyecan
scene

That's a heartwarming scene. - Bu heyecanlandırıcı bir sahne.

heyecanla beklemek
hold one's breath
heyecan
excited to
heyecan
thrill to

It's always a thrill to play with you. - Seninle oynamak her zaman bir heyecan.

heyecan
vibe
heyecanla beklemek
waiting eagerly
abartılı heyecanla okunan yazı
dithyramb
heyecan
{i} fermentation
heyecan
{i} tingle
heyecan
{i} vibes
heyecan
{i} glow
heyecan
bang
heyecan
dither
heyecan
exaltation
heyecan
enthusiasm

The children played in the mud with enthusiasm. - Çocuklar heyecanla çamurda oynadılar.

I don't share your enthusiasm. - Ben de senin heyecanını paylaşmıyorum.

heyecan
excitement; ardor; agitation; emotion
heyecan
fire
heyecan
razzle dazzle
heyecan
{i} shiver
heyecan
{i} springtide
heyecan
commotion
heyecan
{i} flush
heyecan
{i} tension
heyecan
ardor
heyecan
flap
heyecan
agitation
heyecan
animation
heyecan
suspense (pleasant excitement as to the outcome of a situation)
heyecan
drama

It was a dramatic moment. - Heyecan verici bir andı.

heyecan
{i} rhapsody
heyecan
{i} kick

He killed the old lady just for kicks. - Sadece heyecan olsun diye yaşlı bayanı öldürdü.

He shed innocent blood just for kicks. - Sadece heyecan olsun diye masum kanı döktü.

heyecan
fluster
heyecan
{i} yeast
heyecan
ardour [Brit.]
heyecan
swivet
heyecan
splash
heyecan
{i} twitter
heyecan
{i} ruffle
heyecan
state

Tom was in a very agitated state. - Tom çok heyecanlı bir durumdaydı.

heyecan
the shivers
heyecan
{i} furore
heyecan
{i} warmth
heyecan
{i} pucker
heyecan
{i} vibration
heyecan
{i} furor
heyecan
frisson
heyecan
{i} wallop
Türkçe - Türkçe
canlı canlı
HEYECAN
(Osmanlı Dönemi) Coşkunluk. Coşmak
HEYECAN
(Osmanlı Dönemi) Birden bire şiddetle hislenme. Ürperme
heyecan
Coşku
heyecan
Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi gibi sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu
heyecanla