hepsi

listen to the pronunciation of hepsi
Türkçe - İngilizce
anything
the whole shoot
root and branch
to a man
(Latin) omnium
aggregate
the whole shooting match
all

All of them are just here to pick up girls. - Onların hepsi sadece kızları götürmek için buradalar.

All is completed with this. - Hepsi bununla tamamlandı.

the whole shebang
the lot
total
entire

Tom woke up in the middle of the night and ate an entire bag of chips. - Tom gece yarısında uyandı ve bir paket cipsin hepsini yedi.

all, all of it, all of them; in all
in all

They are five in all. - Onlar hepsi beş kişiler.

There were ten eggs in all. - Hepsi on yumurta vardı.

all of them
all of
all (of them, it, etc.): Çocukların hepsi geldi. All of the children came. Hepsi geldi. All of them came. Çorbanın hepsini içti. She ate all the soup. Hepsini içti. She ate it all
all of it
lot

They all are waiting in the parking lot. - Onların hepsi otoparkta bekliyor.

I had a lot of money, but spent everything. - Çok param vardı ama hepsini harcadım.

one and all
all and sundry
the whole lot
whatsoever
hep
always

Tom always insists that he's right even when we all know that he's wrong. - Hepimiz onun hatalı olduğunu bilsek bile, Tom her zaman haklı olduğunu iddia eder.

I've always wondered what it'd be like to have siblings. - Ben her zaman kardeşlere sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hep merak ettim.

hep
all the time

If the universe is full of stars, why doesn't the light from all of them add up to make the whole sky bright all the time? - Evren yıldızlarla doluysa, neden onların hepsinden gelen ışık tüm gökyüzünü sürekli parlatmıyor?

The weather today is great, but lately it's been raining all the time. - Bugün hava harika fakat bu günlerde hep yağmur yağdı.

hepsi bu kadar teşekkürler
that's all
hepsi içinde
(Ticaret) all-inclusive
hepsi beraber
all told
hepsi bir
it makes no difference
hepsi bir arada
all in one
hepsi birden
to a man
hepsi birden
all at once
hepsi bu kadar
that's all
hepsi de aynı pozitif
(Ticaret) run
hepsi içinde
in all
hepsi aynı büyüklükte
all of a size
hepsi aynı zamanda
all in unison
hepsi bir
all the same

People aren't all the same. - İnsanlar hepsi bir değil.

hepsi bir yana
all aside
hepsi bir yana
everything aside
hepsi birden sahneden çıkar
exeuntomnes
hepsi birlikte
all at once
hepsi bu kadar
That's all we have
hepsi bu kadar
That's it
hepsi bu kadar teşekkürler
that's all thanks
hepsi bu kadar teşekkürler
stop it
hepsi dahil
all included
hepsi iyi hoş ama
it's all very well but
hepsi iyi hoş ama
that's all very well but
hepsi martaval
all wet
hepsi satılmak
be sold out
hepsi çok iyi
all too well
hemen hepsi
almost all
hep
every time

Every time I read this novel, I find it very interesting. - Ne zaman bu romanı okusam bana hep çok ilginç gelir.

hep
always, all the time, for ever, forever; all, the whole
neredeyse hepsi
almost all
hep
throughout
hep
(Konuşma Dili) until hell freezes over
hep
(Konuşma Dili) till hell freezes over
hep
ever after

And they all lived happily ever after. - Ve ondan sonra hep mutlu yaşadılar.

hep
forever

I've waited forever for this day to come. - Hep bugünün gelmesini bekledim.

hep
(deyim) in common with
hep
ay
hep
ever

Why would you ever want to work on Wall Street? - Neden hep Wall Street'te çalışmak istersin?

I had a lot of money, but spent everything. - Çok param vardı ama hepsini harcadım.

hep
night and day
Hepsi bu
be all
hep
entirely, altogether (usually translates as "all"): Biz hep aynı sınıftayız. We're all in the same class. Bunu hep Fatma yaptı. Fatma did all this
hep
routinely
hep
evermore
hep
omni

Wolverine is omnivorous. - Porsuk bir hepçildir.

This is an omnivorous species. - Bu hepçil bir türdür.

hep
always: Cuma akşamları hep adaya giderdik. On Friday evenings we'd always go to the island
hep
used in: hepimiz all of us. hepiniz all of you. onların hepsi all of them. onun hepsi all of it
hep
{s} all

He is the heaviest of us all. - O hepimizin en ağırıdır.

There was food enough for us all. - Hepimiz için yeterli yiyecek vardı.

hep
wholly
istisnasız hepsi
all without exception
İngilizce - Türkçe

hepsi teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

hep
baht
hep
açıkgöz
hep
uyanık
hep
talih
hep
şans
hep
argo açıkgöz
hepsi