I've been with this project since day one.
Do you study English every day?
- Her gün İngilizce çalışıyor musun?
We must sleep at least seven hours a day.
- Günde en az yedi saat uyumak zorundayız.
It got colder day by day.
- Hava günden güne soğudu.
It is getting colder day by day.
- Hava günden güne soğuyor.
It becomes warmer day after day.
- Hava günden güne ılıyor.
The trial went on day after day.
- Duruşma günden güne devam etti.
Prices raise from day to day.
- Fiyatlar günden güne yükseliyor.
Tom's mood changes markedly from day to day.
- Tom'un ruh hali günden güne gözle görülür bir biçimde değişiyor.
Paintings should not be exposed to direct sunlight.
- Tablolar, doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.
Sunlight brightens the room.
- Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.
I got you a pen as a birthday present.
- Doğum günü hediyesi olarak sana kalem aldım.
Tom never fails to send a birthday present to his father.
- Tom babasına doğum günü hediyesi göndermekten geri kalmaz.
Today is the hottest day this year.
- Bugün, bu yılın en sıcak günüdür.
As everyone knows, today is a very significant day for us.
- Herkesin bildiği gibi, bugün bizim için çok anlamlı bir gündür.
This room gets a lot of sunshine.
- Bu oda bol güneş ışığı alır.
This room doesn't get much sunshine.
- Bu oda çok fazla güneş ışığı almaz.
How many times a day does that bus run?
- O otobüs günde kaç kez çalışır?
How many times does the bus run each day?
- Otobüs her gün kaç kez çalışır?
Sami will maintain his innocence until the day he dies.
- Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.
Tom had a date for Valentine's Day.
- Tom'un sevgililer günü için bir randevusu vardı.
Date of last revision of this page: 2010-11-03
- Bu sayfanın son güncellenme tarihi: 2010.11.03
You don't go to school on Sunday, do you?
- Pazar günü okula gitmiyorsun, değil mi?
A warm, sunny day is ideal for a picnic.
- Ilık, güneşli bir gün piknik için idealdir.
I'm worn out, because I've been standing all day.
- Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.
I thought doing this would be easy, but we've been working all day and we're still not finished.
- Bunun kolay olacağını düşünmüştüm, fakat bütün gün çalışıyoruz ve hâlâ bitirmedik.
güneşin çıkmış olmasına rağmen, hava soğuktu.
- Güneş çıkmış olsa bile hava soğuktu.
Güneşli olmasına rağmen, hava soğuktu.
- Güneşli olsa da hava soğuktu.