O eve giderken düz bir lastik aldı.
- She got a flat tire on her way home.
Onun yüzeyi bir ayna kadar düzdü.
- Its surface was as flat as a mirror.
Apartman dairesinde bir telefon var mı?
- Is there a telephone in the flat?
Apartman dairesinde iki banyo var mıdır?
- Are there two bathrooms in the flat?
Bir patlak tekerim var.
- I've got a flat tire.
Bisikletimin patlak lastiği var.
- My bike has a flat tire.
Önerimi açıkça reddetti.
- He rejected my offer flatly.
Onun yardım teklifini açıkça reddetti.
- He flatly refused her requests for help.
Onun kız arkadaşı tamamen düz göğüslü.
- Her girlfriend is completely flat-chested.
Lütfen bu düz lastiği tamir eder misiniz?
- Could you please fix this flat tire?
Patrona yağ çekmene gerek yok.
- You don't need to flatter your boss.
Bisikletimin patlak lastiği var.
- My bike has a flat tire.
Teklifimizi açıkca geri çevirdi.
- He flatly turned down our request.
Bisikletimin arka tekerleği patlak.
- The rear tire of my bicycle is flat.
Saçımı ütüyle düzeltmek sonsuza kadar sürüyor.
- Flat ironing my hair takes forever.
Manzara tatsız ve monotondu.
- The landscape was flat and monotonous.
Düz arazi hiçbir dağ veya tepeye sahip değildir.
- Flat land has no mountains or hills.
Dairem birinci katta bulunmaktadır.
- My flat is located on the first floor.
Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?
- Do you have a flat or a house?
Onun sekreteri, gizli bilgiyi sızdırmayı kesinlikle reddetti.
- His secretary flatly denied leaking any confidential information.
Onun içeri girmesine kesinlikle izin vermedi.
- She flatly refused to let him in.
The land around here is flat.
He can run a mile in four minutes flat.
She liked to walk in her flats more than in her high heels.
That girl is completely flat on both sides.
The palm of the hand, with the adjacent part of the fingers.
I'm not going to the party and that's flat.
a flat of strawberries.
... And I suddenly now have two flat tires. ...
... became flat. ...