Onun hayatı uzun bir başarısızlıklar dizisiydi.
- His life was a long series of failures.
Başarısızlıklarını çoğunlukla kötü şansa bağlıyor.
- He often attributes his failures to bad luck.
Kamyonun bir debriyaj arızası vardı.
- The truck had a clutch failure.
Onun projesi başarısızlıkla sona erdi.
- His project ended in failure.
Başarı ya da başarısızlık ikisi de benim için aynıdır.
- Success or failure is all the same to me.
Hatamdan dolayı annem hayal kırıklığına uğradı.
- My mother was disappointed by my failure.
O tam bir fiyaskoydu.
- It was a complete failure.
Tom bir baba olarak tam bir fiyasko.
- Tom is a complete failure as a father.
Hata için sen suçlanacaksın.
- You are to blame for the failure.
Tom hataları için her zaman başka birini suçlamaya çalışır.
- Tom always tries to blame someone else for his failures.
Batmanın eşiğindeyiz.
- We're on the border of failure.
We don't tolerate failure.
- We do not tolerate failure.
We do not tolerate failure.
- We don't tolerate failure.
... make sure that they weren't labeled as failures. ...
... some failures, but obviously some huge successes. ...