Definition of to close in English Turkish dictionary
- <span class="word-self">closespan>
- {f} kapamak
Pencereleri kapamak zorundayız.
- We have to close the windows.
- <span class="word-self">closespan>
- yakın
En yakın tren istasyonu nerede?
- Where is the closest train station?
En yakın eczane nerede?
- Where's the closest drugstore?
- <span class="word-self">closespan>
- {f} kapatmak
Sadece gözlerini kapatmak zorundasın.
- You have only to close your eyes.
Onların neden restoranı kapatmak için zorlandıklarından emin değilim.
- I'm not sure why they were forced to close the restaurant.
- <span class="word-self">closespan>
- {i} bağlantılı
Olaylar yakından bağlantılı idi.
- The events were closely linked.
Bilimciler dünya'nın tarihi boyunca, sıcaklık ve havadaki CO2 seviyelerinin yakından bağlantılı olduğunu öğrendiler.
- Scientists have learned that, throughout Earth's history, temperature and CO2 levels in the air are closely tied.
- <span class="word-self">closespan>
- {f} bitirmek
- <span class="word-self">closespan>
- yakından
Tom, ona daha yakından baktı.
- Tom took a closer look at it.
Tom pulu aldı ve daha yakından baktı.
- Tom picked up the stamp and took a closer look.
- <span class="word-self">closespan>
- {i} kilise
- <span class="word-self">closespan>
- kapalı
Gözleri kapalı müzik dinledi.
- He listened to the music with his eyes closed.
Gözlerin kapalı yürüyebiliyor musun?
- Can you walk with your eyes closed?
- <span class="word-self">closespan>
- {i} geçit
- <span class="word-self">closespan>
- {i} son
Tom, o günkü olaylar hakkında yazdıktan sonra günlüğü kapattı.
- Tom closed his diary after writing about that day's events.
Sizden sonra kapıyı kapatın.
- Close the door after you.
- <span class="word-self">closespan>
- {s} bitişik
- <span class="word-self">closespan>
- {f} yaklaşmak
Ben sana yaklaşmak istiyorum.
- I want to get closer to you.
Tom'un ağız kokusu var ve arkadaşları ona çok yaklaşmak için isteksiz.
- Tom has halitosis and his friends are reluctant to get too close to him.
- <span class="word-self">closespan>
- {i} göğüs göğüse kavga
- <span class="word-self">closespan>
- {s} amansız
- <span class="word-self">closespan>
- {i} avlu okul
- <span class="word-self">closespan>
- (hava) sıkıntılı
- <span class="word-self">closespan>
- kapanış
- <span class="word-self">closespan>
- avlu
- <span class="word-self">closespan>
- sonsöz
- <span class="word-self">closespan>
- sinekkaydı
O sinekkaydı bir tıraştı.
- That was a close shave.
- <span class="word-self">closespan>
- mezarlık geçidi
- <span class="word-self">closespan>
- birleştirmek
- <span class="word-self">closespan>
- aslına uygun
- <span class="word-self">closespan>
- (Ticaret) kapanış değeri
- <span class="word-self">closespan>
- mahdut
- <span class="word-self">closespan>
- ağır
- <span class="word-self">closespan>
- can yoldaşı
- <span class="word-self">closespan>
- (Bilgisayar) kapatma kapalı
- <span class="word-self">closespan>
- kapatılmış
Kapılar kapatılmıştı.
- The doors were closed.
Havaalanı çevresindeki hava sahası geçici olarak kapatılmıştı.
- The airspace around the airport was closed temporarily.
- <span class="word-self">closespan>
- yakın (arkadaş)
- <span class="word-self">closespan>
- kilise avlusu
- <span class="word-self">closespan>
- sıkı ağızlı
- <span class="word-self">closespan>
- hemen hemen eşit
- <span class="word-self">closespan>
- sıkıntılı (hava)
- <span class="word-self">closespan>
- sıkıntılı
- <span class="word-self">closespan>
- dikkatli
O, ön kapıyı dikkatlice kapattı.
- He closed carefully the front door.
Hepimiz Tom'un söylediklerini daha dikkatli dinlemeliyiz.
- We all need to pay closer attention to what Tom says.
- <span class="word-self">closespan>
- nihayet
Tom nihayet eşcinsel olduğunu itiraf ettiğinde herkes zaten onun eşcinsel olduğunu biliyordu.
- When Tom finally decided to come out of the closet, everyone already knew that he was gay.
- <span class="word-self">closespan>
- sıkıntılı (havalı)
- <span class="word-self">closespan>
- avlu (okul, kilise)
- <span class="word-self">closespan>
- perde çekmek
- <span class="word-self">closespan>
- çevirmek
- <span class="word-self">closespan>
- birbirine yakın
- <span class="word-self">closespan>
- titiz
- <span class="word-self">closespan>
- havasız
Bütün pencerelerin kapalı olması nedeniyle o oda çok havasızdı.
- It was very stuffy in that room with all the windows closed.
- <span class="word-self">closespan>
- kapanmak
Bazı demir yolları kapanmak zorunda kaldı.
- Some railroads had to close down.
Saatler içinde, diğer bankaların çoğu kapanmak zorundaydı.
- Within hours, many of the other banks had to close.
- <span class="word-self">closespan>
- eylemini durdurmak
- <span class="word-self">closespan>
- ağzı sıkı
- <span class="word-self">closespan>
- samimi
Onlarla ne kadar samimisiniz?
- How close are you to them?
Samimi arkadaşlar olarak, sorunlarımızı tartışmalıyız.
- As close friends, we must share our troubles.
- <span class="word-self">closespan>
- bitim
- <span class="word-self">closespan>
- boğucu
- <span class="word-self">closespan>
- {f} kapat
Tom'dan kapıyı kapatmasını istedim.
- I asked Tom to close the door.
Lütfen pencereyi kapat.
- Please close the window.
- <span class="word-self">closespan>
- birleşmek
- <span class="word-self">closespan>
- az farklı
- <span class="word-self">closespan>
- eylemi durmak
- <span class="word-self">closespan>
- az aralıklı
- <span class="word-self">closespan>
- katedral alanı
- <span class="word-self">closespan>
- sınırlı
- <span class="word-self">closespan>
- hasi
- <span class="word-self">closespan>
- yakına
O onu biraz daha yakına çekti.
- He pulled her a little closer.
O gittikçe daha yakına taşındı.
- It moved closer and closer.
- <span class="word-self">closespan>
- eli sıkı
- <span class="word-self">Closespan>
- kapatın
- <span class="word-self">Closespan>
- kapatır
- <span class="word-self">Closespan>
- kapam
- <span class="word-self">closespan>
- kapat(mak)
- <span class="word-self">tospan> <span class="word-self">closespan>
- yakın
- <span class="word-self">closespan>
- (an application) kapat (uygulamayı)
- <span class="word-self">closespan>
- {i} sonuç
Seçim sonuçları son derece yakın.
- The election results were extremely close.
- <span class="word-self">closespan>
- {f} uzlaşmak
- <span class="word-self">closespan>
- {f} kapat: adj.yakın
- <span class="word-self">closespan>
- yakın birbirine yakın
- <span class="word-self">closespan>
- {f} sürgülemek
- <span class="word-self">closespan>
- kısımları birbirine yakın
- <span class="word-self">closespan>
- {f} son vermek
- <span class="word-self">closespan>
- (isim) bağlantılı; göğüs göğüse kavga; avlu (okul, kilise); geçit, son, sonuç, son söz, kadans
- <span class="word-self">closespan>
- {s} sık
Dolap kapısı sıkıştı.
- The closet door is stuck.
Tom gözlerini sıkıca kapattı.
- Tom closed his eyes tightly.
- <span class="word-self">closespan>
- {s} dar
Leyla gerçekten dogmatik ve dar görüşlü bir kişidir.
- Layla is a really dogmatic and close-minded person.
Leyla dar görüşlü, kibirli bir kişidir.
- Layla is a close-minded arrogant person.
- <span class="word-self">closespan>
- (Control Menu) Kapat (Kontrol Menüsü)
- <span class="word-self">closespan>
- {s} bunaltıcı
- <span class="word-self">closespan>
- {f} kesmek
- <span class="word-self">closespan>
- {i} son söz
- <span class="word-self">closespan>
- {s} yanaşık
- <span class="word-self">closespan>
- {s} cimri
- <span class="word-self">closespan>
- kapatılmışı
- <span class="word-self">closespan>
- boğuc
- <span class="word-self">closespan>
- {f} kilitlemek
- <span class="word-self">closespan>
- {f} örtmek
- <span class="word-self">closespan>
- {s} saklı
- <span class="word-self">closespan>
- {s} ketum
- <span class="word-self">closespan>
- {s} mahrem
- <span class="word-self">closespan>
- {s} detaylı
- <span class="word-self">closespan>
- {s} içli dışlı
- <span class="word-self">closespan>
- (Askeri) YAKIN, YANAŞIK; KAPALI, SIKI: Örneğin; yakın hava desteği (close air support), yanaşık düzen (close order), kapalı kol (close column), sıkı takip (close pursuit) terimlerinde olduğu gibi
- <span class="word-self">closespan>
- {f} anlaşmak
- <span class="word-self">closespan>
- hasis
- <span class="word-self">closespan>
- ağzı kısarak söylenen hemen hemen eş
- <span class="word-self">closespan>
- fikirlerini açıklamaktan kaçınan
- <span class="word-self">closespan>
- gizli tutulan
- <span class="word-self">closespan>
- {i} kadans
- <span class="word-self">closespan>
- {s} sıkı fıkı (Argo)
- <span class="word-self">closespan>
- {s} sıkı
Tom gözlerini sıkıca kapattı.
- Tom closed his eyes tightly.
O genellikle sıkıca kapalı kapılar ardında çalışır.
- He usually operates behind tightly closed doors.
- <span class="word-self">closespan>
- {s} kıt
- <span class="word-self">closespan>
- meza
- <span class="word-self">closespan>
- (Keyname) KAPAT
- <span class="word-self">closespan>
- sıkışık durumda
- <span class="word-self">closespan>
- sıkı fıkı
Tom'un ailesi sıkı fıkı ve sevgi doludur.
- Tom's family is close-knit and loving.
- <span class="word-self">closespan>
- yakın olmak