to put an end to

listen to the pronunciation of to put an end to
English - Turkish
sona erdirmek için
close
{f} kapatmak

Sadece gözlerini kapatmak zorundasın. - You have only to close your eyes.

Pencereleri kapatmak zorundayım. - I have to close the windows.

put an end
son vermek

Bilim adamları AIDS'e son vermek için harıl harıl çalışıyorlar. - Scientists are working hard to put an end to AIDS.

Ben tartışmaya bir son vermek istiyorum. - I want to put an end to the quarrel.

close
{s} bitişik
close
{i} son

Tom, o günkü olaylar hakkında yazdıktan sonra günlüğü kapattı. - Tom closed his diary after writing about that day's events.

Sizden sonra kapıyı kapatın. - Close the door after you.

close
avlu
close
kapanış
close
(hava) sıkıntılı
put an end to
(deyim) sonuçlandırmak
put an end to
bitirmek
close
titiz
close
eylemini durdurmak
close
kapanmak

Bazı demir yolları kapanmak zorunda kaldı. - Some railroads had to close down.

Saatler içinde, diğer bankaların çoğu kapanmak zorundaydı. - Within hours, many of the other banks had to close.

close
havasız

Bütün pencerelerin kapalı olması nedeniyle o oda çok havasızdı. - It was very stuffy in that room with all the windows closed.

put an end to
son ver
put an end
(Bir) son vermek
put an end
son verdi
put an end to
-e bir son vermek
put an end to
Son vermek
close
{i} sonuç

Seçim sonuçları son derece yakın. - The election results were extremely close.

close
{s} kapalı, kapatılmış
close
{f} sürgülemek
close
yakın birbirine yakın
close
{f} kapat: adj.yakın
close
kısımları birbirine yakın
close
{s} sıkı ağızlı
close
{f} uzlaşmak
close
(an application) kapat (uygulamayı)
put an end to
-e son vermek
put an end to
sona erdirmek
English - English
expiate
period
close
Abolish
to terminate or abolish something

He put an end to the loud music by pulling the plug.

stop, end
to put an end to
Favorites