tartışma

listen to the pronunciation of tartışma
Turkish - English

Definition of tartışma in Turkish English dictionary

<span class="word-self">tartışmaspan>
discussion

I took part in the discussion. - Ben tartışmaya katıldım.

After a heated discussion, a compromise was adopted. Smokers will be allowed to smoke in the smoking corner. - Hararetli bir tartışmadan sonra,uzlaşma sağlandı.Sigara içme köşesinde sigara içenlerin sigara içmesine izin verilecek.

<span class="word-self">tartışmaspan>
debate

The eloquent scholar readily participated in the debate. - Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.

It wasn't much of a debate. - Büyük bir tartışma değildi.

<span class="word-self">tartışmaspan>
{i} dispute

Only after a long dispute did they come to a conclusion. - Ancak uzun bir tartışmadan sonra bir sonuca vardılar.

The union has asked for the mediation of the government in the dispute. - Sendika tartışma için hükümetten arabuluculuk istedi.

<span class="word-self">tartışmaspan>
argument

The argument quickly got out of control. - Tartışma hızla kontrolden çıktı.

Their argument eventually ended in a draw. - Onların tartışması sonunda berabere bitti.

<span class="word-self">tartışmaspan>
{i} quarrel

I know better than to quarrel with her about trifles. - Önemsiz şeyler hakkında onunla tartışmayacak kadar akıllıyım.

John had a violent quarrel with his wife. - John, eşi ile şiddetli bir tartışma yaşadı.

<span class="word-self">tartışmaspan>
{i} controversy

Suddenly, Mary found herself in the middle of a controversy. - Aniden, Mary kendini bir tartışmanın ortasında buldu.

The government wanted to avoid controversy. - Hükümet tartışmadan kaçınmak istedi.

<span class="word-self">tartışmaspan>
{i} sparring
<span class="word-self">tartışmaspan>
tiff
<span class="word-self">tartışmaspan>
conference
<span class="word-self">tartışmaspan>
disputing
<span class="word-self">tartışmaspan>
argue

Don't argue when you are angry and don't eat when you are full. - Öfkeli isen tartışma ve tok isen yemek yeme.

You'd better not argue with Tom. - Tom'la tartışmasan iyi olur.

<span class="word-self">tartışmaspan>
deliberate
tartış
{f} moot
tartış
argue with

You aren't really going to argue with Tom, are you? - Tom ile gerçekten tartışmayacaksın, değil mi?

Tom doesn't want to argue with Mary. - Tom Mary ile tartışmak istemiyor.

tartış
{f} quarrel

The couple was quarrelling and Chris knocked Beth down. - Çift tartışıyordu ve Chris Beth'e vurup yere devirdi.

Tom and Jane quarreled, but they made up the next morning. - Tom ve Jane tartıştılar fakat ertesi sabah barıştılar.

tartış
{f} debate

I beat him completely in the debate. - Tartışmada onu tamamen yendim.

She pretended to be asleep during the debate. - O, tartışmada uyuyor gibi yaptı.

tartış
argue

He argued his daughter out of marrying Tom. - O, Tom'la evlendiği için kızıyla tartıştı.

You'd better not argue with Tom. - Tom'la tartışmasan iyi olur.

tartış
{f} dispute

The dispute was finally settled. - Tartışma sonunda halledildi.

After a long dispute the coal mines closed and the remaining miners were paid off. - Uzun bir tartışmadan sonra kömür madenleri kapatıldı ve kalan madenciler işten çıkarıldılar.

tartış
discuss with

I know it's kind of late, but would you mind if I came over now? I have something I need to discuss with you. - Biraz geç olduğunu biliyorum ama şimdi uğramamın bir sakıncası var mı? Seninle tartışmam gereken bir şeyim var.

I have something important to discuss with Tom. - Tom'la tartışacak önemli bir şeyim var.

tartış
controvert

Parliamentary immunity is a controvertial issue. - Parlamenter dokunulmazlık tartışmalı bir konudur.

tartış
discuss

I participated in the discussion. - Ben tartışmaya katıldım.

That topic is worth discussing. - Bu konu tartışılmaya değer.

tartış
{f} spar

My comment sparked off an argument in the group. - Benim yorumum grupta bir tartışmayı ateşledi.

Conchita Wurst's selection for the Eurovision Song Contest 2014 sparked controversy in Austria. - 2014 Eurovision Şarkı Yarışması için Conchita Wurst'un seçilmesi Avusturya'da tartışmalara yol açtı.

tartış
{f} quarrelling

They are always quarrelling in public. - Onlar her zaman toplum önünde tartışıyorlar.

The couple was quarrelling and Chris knocked Beth down. - Çift tartışıyordu ve Chris Beth'e vurup yere devirdi.

tartış
{f} bicker

Tom and Mary bicker all day long. - Tom ve Mary bütün gün tartışırlar.

<span class="word-self">tartışmaspan>
contention
<span class="word-self">tartışmaspan>
setto
<span class="word-self">tartışmaspan>
hassle
<span class="word-self">tartışmaspan>
deliberation

Perry became used to the loud deliberations. - Perry yüksek sesle tartışmalara alıştı.

<span class="word-self">tartışmaspan>
dustup
<span class="word-self">tartışmaspan>
argumentation
<span class="word-self">tartışmaspan>
polemic
<span class="word-self">tartışmaspan>
teach-in
<span class="word-self">tartışmaspan>
{i} quarrelling

Quarrelling spoiled our unity. - Tartışma birliğimizi bozdu.

tartışmalar
disputations
tartışmalar
arguments

Tom usually wins arguments. - Tom genellikle tartışmaları kazanır.

Tom seldom wins arguments. - Tom nadiren tartışmaları kazanır.

tartışmalar
discussions

There may be discussions about it. - Onun hakkında tartışmalar olabilir.

The discussions are still in progress. - Tartışmalar halen devam ediyor.

tartış
hassle
tartış
quibble
<span class="word-self">tartışmaspan>
row
<span class="word-self">tartışmaspan>
cross talk
<span class="word-self">tartışmaspan>
brawl
<span class="word-self">tartışmaspan>
disagreement
<span class="word-self">tartışmaspan>
breeze
<span class="word-self">tartışmaspan>
moot
<span class="word-self">tartışmaspan>
jangle
<span class="word-self">tartışmaspan>
debate; discussion; argument, dispute
<span class="word-self">tartışmaspan>
broil
<span class="word-self">tartışmaspan>
parley
<span class="word-self">tartışmaspan>
contest

Conchita Wurst's selection for the Eurovision Song Contest 2014 sparked controversy in Austria. - 2014 Eurovision Şarkı Yarışması için Conchita Wurst'un seçilmesi Avusturya'da tartışmalara yol açtı.

<span class="word-self">tartışmaspan>
bust up
<span class="word-self">tartışmaspan>
bickering
<span class="word-self">tartışmaspan>
altercation

An altercation broke out between Dan and Linda. - Dan ve Linda arasında bir tartışma patlak verdi.

An 18-year-old male is in hospital after an altercation at a party last night. - 18 yaşındaki bir erkek, dün geceki bir partideki tartışmadan sonra hastanededir.

<span class="word-self">tartışmaspan>
discussion, argument, dispute, tiff, debate, contention, controversy
<span class="word-self">tartışmaspan>
contestation
<span class="word-self">tartışmaspan>
rap
<span class="word-self">tartışmaspan>
disputation
<span class="word-self">tartışmaspan>
teach in
<span class="word-self">tartışmaspan>
wordy warfare
<span class="word-self">tartışmaspan>
rencounter
<span class="word-self">tartışmaspan>
{i} wrangle
<span class="word-self">tartışmaspan>
bicker
<span class="word-self">tartışmaspan>
fray
<span class="word-self">tartışmaspan>
shooting match
<span class="word-self">tartışmaspan>
{i} spar

The fatal stabbing was sparked by an argument that got out of control. - Ölümle sonuçlanan bıçaklama olayının kıvılcımı, kontrolden çıkan tartışmadan çıkmıştı.

My comment sparked off an argument in the group. - Benim yorumum grupta bir tartışmayı ateşledi.

Turkish - Turkish

Definition of tartışma in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">Tartışmaspan>
münakaşa
tartış
Tartmak işi veya biçimi
<span class="word-self">tartışmaspan>
Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma
<span class="word-self">tartışmaspan>
Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma: "Bir yazarın eserini anlamak için onun kişiliği üzerine bilgi edinmek gerekir mi sorunu öteden beri edebiyatçılar arasında geniş tartışmalara yol açmıştır."- A. Ş. Hisar
<span class="word-self">tartışmaspan>
Ağız kavgası, münakaşa
<span class="word-self">tartışmaspan>
Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma
<span class="word-self">tartışmaspan>
Ağız kavgası, münakaşa: "Belki de komşulardan çekindiğinden tartışmayı kesmek gereğini duyuyor."- H. Taner
<span class="word-self">tartışmaspan>
Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma: "Karşısındakilerin tartışmaları çabuk bıraktıklarına da dikkat etmedi."- T. Buğra