Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.
- I was obliged to go out yesterday.
Ben dışarı çıkmak istemiyorum.
- I don't want to go out.
İşten sonra bir içki için dışarıya çıkmak ister misin?
- Would you like to go out for a drink after work?
Onunla dışarıya çıkmak eğlenceli.
- It's fun to go out with him.
Benimle flört etmek ister misin?
- Would you like to go out with me?
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?
- Would you like to go out to have a drink somewhere?
Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.
- I was obliged to go out yesterday.
Köpek dışarı gitmek istiyor.
- The dog wants to go outside.
Şu anda dışarı gitmek tehlikeli.
- It's dangerous to go outside right now.
Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.
- I'm going to go out this afternoon.
Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.
- Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
Benimle flört etmek ister misin?
- Would you like to go out with me?
Tom'un ebeveynleri onun okul gecelerinde Mary ile dışarı çıkmasına izin vermeyecek.
- Tom's parents won't let him go out with Mary on school nights.
Babam bana Bill ile dışarı çıkmama izin vermez.
- My father doesn't allow me to go out with Bill.
The lights went out.
They've been going out since for 3 years now, but still live apart.
He thought Nehru jackets went out only in the late seventies.
After going to Joan's for dinner, they went out.
And cold the poor man lies at night, / And so goes out the year.
... Let's zoom all the way out. ...
... out progressively. ...