It's fun to go out with her.
- Onunla dışarıya çıkmak eğlenceli.
It's not a good idea to go out after dark by yourself.
- Hava karardıktan sonra tek başına dışarıya çıkmak iyi bir fikir değil.
Tom put his hat on and went outside.
- Tom şapkasını giydi ve dışarı çıktı.
Which student went out?
- Hangi öğrenci dışarı çıktı?
You'll have to come back in a while: the man dealing with that business has just gone out.
- Kısa bir süre içinde tekrar gelmek zorunda kalacaksın: o işle ilgilenen adam az önce dışarı çıktı.
He has gone out for a walk.
- O bir yürüyüş için dışarı çıktı.