ayrıntı

listen to the pronunciation of ayrıntı
Turkish - English
{i} detail

The details of the agreement are set forth in the contract. - Anlaşmanın ayrıntıları sözleşmede belirtilir.

Will you explain the last part in detail? - Son bölümü ayrıntılı olarak açıklar mısın?

elaboration
circumstance
particular

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

nicety
detail drawing
(Ticaret) ancillary
specification
touch
elaborateness
shade
minutia

Let's try to focus on the big picture first. We can take care of the minutiae later. - Hadi ilk olarak büyük resme odaklanmayı deneyelim. Daha sonra ufak ayrıntılarla ilgilenebiliriz.

particulars

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

technicality
ayrıntılar
details

Give me the details of it. - Bana onun ayrıntılarını verin.

He has a great storehouse of knowledge about historical details but I seriously doubt that's of any use in life. - Onun tarihsel ayrıntılar hakkında büyük bir bilgi deposu var fakat hayatta onun bir işe yaradığından cidden süphe duyuyorum.

ayrıntı çekimi cin
close-up
ayrıntı basımı
detail printing
ayrıntı dosyası
detail file
ayrıntı eşiği
threshold of detail
ayrıntı kartı
detail card
ayrıntı kütüğü
detail file
ayrıntı çekimi
extreme close-up
ayrıntı çizimi
detail drawing
ayrıntılar
(Bilgisayar) more
ayrıntılar
specifications
ayrıntılar
ins and outs

Tom had to learn the ins and outs of the new computer program. - Tom yeni bilgisayar programının tüm ayrıntılarını öğrenmek zorunda kaldı.

ayrıntılar
niceties
ayrıntılar
further particulars
ayrıntılar
particulars

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

ayrıntılar
speciality
ayrıntılar
specification
ayrıntılar
detail

Tom didn't seem inclined to elaborate and I didn't really want to know all the details anyway. - Tom ayrıntılara girmek için eğilimli görünmüyordu ve ben zaten bütün detayları gerçekten bilmiyordum.

I don't know the details. - Ayrıntıları bilmiyorum.

ayrıntılar
particular

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

gereksiz ayrıntı
diffusiveness
teknik ayrıntı
technicality
tip birlik teçhizatı ayrıntı dosyası
(Askeri) type unit equipment detail file
Turkish - Turkish
Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya
Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, detay: "Az daha kuşku diyecektim herkes gibi
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, detay
Bir ayrıntı sorunu ama, neylersiniz ki, dilin inceliği ayrıntılara dayanır."- H. Taner
Oysa şüphe başka, kuşku başka şeydir
incelik
(Hukuk) MÜFREDAT
epür
detay
Ayrıntılar
müfredat
Ayrıntılar
tafsilat
Ayrıntılar
teferruat
ayrıntı
Favorites