dokunaklı

listen to the pronunciation of dokunaklı
Türkçe - İngilizce
poignant

The eating of delicious food is one of the most intense and poignant pleasures of life. - Lezzetli yiyecek yemek, hayatın en yoğun ve dokunaklı zevklerinden biridir.

The incident was so poignant. - Olay çok dokunaklıydı.

touching

It's a very touching story. - Bu çok dokunaklı bir hikaye.

The next verse is even more touching. - Bir sonraki ayet bile daha dokunaklı.

moving

Sami's testimony was extremely moving. - Sami'nin ifadesi son derece dokunaklıydı.

This story is interesting, funny and even moving. - Bu anlatı ilginç, eğlenceli ve hatta dokunaklı.

eloquent

Her face was eloquent of her sorrow. - Onun yüzü üzüntüsü yüzünden dokunaklıydı.

I am not an eloquent person. - Ben dokunaklı konuşan bir kişi değilim.

speaking
expressive
pathetic

What a pathetic story! - Ne dokunaklı bir hikaye!

acidulous
barbed
mordant
moving, touching, affecting
pointed
trenchant
moving, touching, affecting, pathetic, appealing, plaintive, poignant
incisive
acid
scathing
biting
biting, harsh
sour
pungent
affective
feeling
sharp
affecting
plaintive
appealing
touchingly
lugubrious
mournful
saucy
espressivo
dokunaklı alay
sarcasm
dokunaklı biçimde
poignantly
dokunaklı olarak
movingly
dokunaklı söz
an unkind cut
dokunaklı söz
quip
dokunaklı söz
sideswipe
dokunaklı özellik
pathos
ayrılırken söylenen dokunaklı söz
parthian shaft
'ayndruksfol etkili, dokunaklı
'Ayndruksfol effective, moving
ayrılırken söylenen dokunaklı söz
parthian shot
ayrılırken söylenen dokunaklı söz
parting shot
dokunaklı