Sibirya yoluyla Londra'ya geldi.
- He came to London by way of Siberia.
Sibirya yoluyla Avrupa'ya gitti.
- He went Europe by way of Siberia.
Modern arabalar birçok yönden eski olanlardan farklıdır.
- Modern cars differ from the early ones in many ways.
Birçok yönden bana benzerdi.
- She was similar to me in many ways.
Sorunu yapma yöntemini bildiğim tek yolla ele aldım.
- I handled the problem the only way I knew how.
En iyi öğrenme yöntemi hata yapmaktır.
- The best way to learn is to make mistakes.
Yulaf ezmesini yiyebileceğim tek usul bol şekerlidir.
- The only way I can eat oatmeal is with a lot of sugar.
İşleri bizim usulümüzle yapmak zorunda kalacaksın.
- You'll have to do things our way.
Bizim tarafa yolun düşerse, bize uğramayı unutma.
- Be sure to drop in on us if you come our way.
Tom'un, kendisiyle konuşulduğunda başka bir tarafa bakma huyu vardı.
- Tom had a propensity for looking the other way when spoken to.
Sen benim tarzımı sevmiyorsan onu kendi tarzınla yap.
- Do it your own way if you don't like my way.
Kısa sürede yaşam tarzına alıştı.
- She soon adjusted to his way of life.
20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.
- Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings.
Twitter'ın sloganı Dünyanızda nelerin yeni olduğunu keşfetmenin en iyi yolu.'dur.
- The motto of Twitter is The best way to discover what's new in your world.
Üniversiteye yavaş yavaş ilerleme katettim.
- I worked my way through college.
Korkarım onu bu şekilde yaparak ilerleme kaydedemeyeceğiz.
- I'm afraid we'll get nowhere doing it this way.
Onların ona davranış tarzı hakkında söylendi.
- He grumbled about the way they treated him.
Tom'un son zamanlardaki davranış tarzı hakkında ne düşünüyorsun?
- What do you think of the way Tom has been behaving lately?
Bir dil öğrenmenin geleneksel yolu olsa olsa birinin görev duygusunu tatmin edebilir ama o bir sevinç kaynağı olarak hizmet edemez. Ayrıca muhtemelen başarılı olmayacaktır.
- The traditional way of learning a language may satisfy at most one's sense of duty, but it can hardly serve as a source of joy. Nor will it likely be successful.
Bir şeye bakış şeklin senin durumuna bağlıdır.
- Your way of looking at something depends on your situation.
Şimdiki durumdan bir çıkış yolu arıyoruz.
- We are groping for a way out of the present situation.
İstasyon az bir mesafede.
- The station is a little way off.
Göl buradan uzun bir mesafedir.
- The lake is a long way from here.
O çok uzakta yaşıyor.
- He lives a long way away.
Bütün yolu sadece onun evden uzakta olduğunu anlamak için yürüdüm.
- I went all the way to see her only to find her away from home.
Kısa sürede yaşam tarzına alıştı.
- She soon adjusted to his way of life.
Bu kitap size Amerikan yaşam tarzı hakkında net bir fikir verecektir.
- This book will give you a clear idea of the American way of life.
Tom Mary'nin davranış şeklini onaylamıyor.
- Tom doesn't approve of the way Mary's been behaving.
Tom'un davranış şekli ile ilgili çok sayıda şikâyetler olmuştur.
- There have been a lot of complaints about the way Tom behaves.
Bir bakıma uzun boyunlu ve dişsiz çok büyük çenesi olan dev dinozorlar gibi şu görüntüler ortaya çıktı.
- Those shadows appeared in a way like giant dinosaurs, with a long neck and a very big jaw without teeth.
O, her bakımdan bir beyefendidir.
- He is a gentleman in every way.
1. We first met way back in the 70's.
2. I think she is way too cool.
Saat dokuz civarında ben tekrar yolumda olacağım.
- Around nine o'clock I'll be on my way back again.
Yolumu nehir civarında kaybettim.
- It was near the river that I lost my way.
We're walking along the Way now.
Ten minutes into the run Tang slowed, Welch calling out her speed as she lost way.
on a time as they together way'd, / He made him open chalenge .
I'm way tired.
It's a long way to Tipperary, / it's a long way to go.
I'm a way better singer than she.
... way of thinking about health, what I call whole health, that ...
... Nothing else gets in the way of that. ...