tanımla

listen to the pronunciation of tanımla
Türkisch - Englisch
describing
{f} defined

These books have defined and shaped our culture. - Bu kitaplar kültürümüzü tanımlamış ve şekillendirmiştir.

Schopenhauer defined architecture as frozen music. - Schopenhauer mimariyi donmuş müzik olarak tanımladı.

(Bilgisayar) identify on
(Bilgisayar) identify

Chemical symbols are used to identify chemical elements. - Kimyasal semboller kimyasal elementleri tanımlamak için kullanılır.

The Japanese tend to identify themselves with the group they belong to. - Japonlar kendilerini ait oldukları grupla tanımlamak eğilimindedir.

{f} identified

The author of the phrase prefers not to be identified. - Bu yazının yazarı tanımlanmayı tercih etmiyor.

One suspect has been identified. - Bir şüpheli tanımlandı.

{f} declaring
declare
define

Instead, I will turn to a discussion of the two economic variables I defined a moment ago. - Onun yerine az önce tanımladığım iki ekonomik değişkenin tartışmasına döneceğim.

From the viewpoint of tissue culture, the environment for this experiment should be more rigidly defined. - Doku kültürü bakış açısından, bu deney için çevre daha katı bir şekilde tanımlanmış olmalıdır.

{f} defining

Curiosity is a defining trait of human beings. - Merak insanoğlunun tanımlayıcı bir özelliğidir.

{f} described

He described his own experience. - O, kendi deneyimini tanımladı.

The person whose name was on the passport was described with words. - Pasaportta adı olan kişi kelimelerle tanımlandı.

declared
characterize
tanımlamak
identify

Deer tracks are easy to identify. - Geyik izlerini tanımlamak kolaydır.

Science is trying to identify the strange animal. - Bilim garip hayvanı tanımlamak için çalışıyor.

tanımlamak
{f} describe

It's hard to even describe. - Bunu tanımlamak bile zor.

The term ‘milonguero style tango’ was coined in the early 1990s to describe the style of dancing tango that was prevalent in the milongas of downtown Buenos Aires in the 1950s. - 1950'li yıllarda şehir Buenos Aires'in milangolarında yaygın olan tangoyu dans etme stilini tanımlamak için 'Milonguero stili tango' terimi 1990'ların başında uyduruldu.

tanımlamak
{f} define

It is hard to define triangle. - Üçgen'i tanımlamak zor.

It's a difficult term to define. - Bu, tanımlamak için zor bir terim.

tahayyül et, tanımla, emret
(Askeri) visualize, describe, direct
tanımlamak
designate
tanımlamak
{f} portray
tanımlamak
{f} qualify
tanımlamak
label
tanımlamak
predefine
tanımlamak
(Arılık) identification
tanımlamak
{f} diagnose
tanımlamak
characterize
tanımlamak
answer
tanımlamak
illustrate
tanımlamak
to define, to describe tarif etmek
tanımlamak
be descriptive of
tanımlamak
to define

There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive. - Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.

It is hard to define triangle. - Üçgen'i tanımlamak zor.

tanımlamak
picture
Türkisch - Türkisch

Definition von tanımla im Türkisch Türkisch wörterbuch

Tanımlamak
tarif etmek
tanımlamak
Bir kavramı bütün ögeleri ile eksiksiz anlatmak, özel ve değişmez niteliklerini sayarak bir şeyi tanıtmak, tarif etmek
tanımla
Favoriten