oldukça

listen to the pronunciation of oldukça
Türkisch - Englisch
pretty

She sang pretty well. - O oldukça güzel söyledi.

This park is pretty big; it has a lot of trees and many flowers. - Park oldukça büyüktür; Çok sayıda ağaçları ve çok sayıda çiçekleri vardır.

rather

In spite of the sunny weather, the air was rather chilly. - Güneşli havaya rağmen, hava oldukça serindi.

My knowledge of Japanese is rather poor. - Japonca bilgim oldukça zayıftır.

quite

Women really are quite dangerous. The more I think about this, the more I'm able to understand the reasoning behind face covering. - Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.

He looked quite tired. - Oldukça yorgun görünüyordu.

fairly

Tom speaks French fairly well, doesn't he? - Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?

Tom did fairly well on the test he took yesterday. - Tom dün girdiği sınavda oldukça iyi yaptı.

substantially
(Hukuk) substantial
whopping
rather, fairly, quite, pretty, to some extent: Su oldukça soğuk. The water's pretty cold
such

Mary was such a lovely bride. - Mary oldukça güzel bir gelindi.

Tom is such a diffident man. He seems to have quite low self-esteem. - Tom böylesine çekingen bir adam. O oldukça kendine güvensiz gibi görünüyor.

well enough
a bit of a
reasonably

Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch. - Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.

I'm reasonably certain of it. - Ben bundan oldukça eminim.

quite, fairly, rather, pretty
a whale of
somewhat

Research in this area is somewhat equivocal. - Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.

well

He has been well off since he started this job. - O bu işe başladığından beri oldukça iyi durumda.

Quite well, thank you. - Oldukça iyiyim, teşekkür ederim.

spanking
a good many

I have a good many things to do today. - Bugün yapacak oldukça çok şeyim var.

good

Tom is quite good at cooking. - Tom yemek pişirmede oldukça iyidir.

I went to the theater quite early with a view to getting a good seat. - İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.

considerably

This area has been considerably built up of late. - Bu alan oldukça geç inşa edilmiştir.

The cost of building the bridge blew out considerably. - Köprüyü yapmanın maliyeti oldukça arttı.

a good bit
notably
relatively

The region is relatively rich in mineral resources. - Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.

goodish
muchly
widely
comparatively
tolerably
more or less
a trifle
a rather
considerable
plenty

This typewriter has seen plenty of use. - Bu daktilo oldukça sık kullanılmıştır.

sort

Tom can do all sorts of things quite well. - Tom her çeşit şeyi oldukça iyi yapabilir.

This place is sort of romantic. - Bu yer oldukça romantik.

some

Tom certainly has some pretty old-fashioned ideas. - Tom'un kesinlikle bazı oldukça eski-moda fikirleri var.

Under a microscope, some viruses appear quite beautiful. - Mikroskop altında, bazı virüsler oldukça güzel görünür.

reasonable

It seems perfectly reasonable. - Oldukça makul görünüyor.

The prices here are quite reasonable. - Buradaki fiyatlar oldukça makul.

middling
oldukça büyük
sizeable
oldukça çok
a great deal

Tom travels a great deal. - Tom oldukça çok seyahat eder.

I owe him a great deal. - Ona oldukça çok borçluyum.

oldukça az
rather than
oldukça erken
very early
oldukça geniş
wide
oldukça büyük
pretty big
oldukça büyük
liberal
oldukça büyük
quite big
oldukça büyük
sizable

Tom won a sizable amount of money. - Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.

oldukça büyük
awful
oldukça büyük
goodish
oldukça büyük miktar
an awful lot
oldukça farklı
a long way off
oldukça genç
youngish
oldukça geç
latish
oldukça iyi
fairly well

Swimming is one thing I can do fairly well. - Yüzme oldukça iyi yapabildiğim bir şey.

He speaks English fairly well. - O, İngilizceyi oldukça iyi konuşur.

oldukça kötü
baddish
oldukça kısa
shortish
oldukça soğuk
rather cold
oldukça uzak
a good distance off
oldukça yavaş
stepwise
oldukça zayıf
faintish
ömürü oldukça as long as one lives;
for the rest of one's life
epey, oldukça çok
very, very much
buradan oldukça uzak
It's quite far from here
Türkisch - Türkisch
Yetecek kadar, epey, hayli: "Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim."- R. H. Karay
Yetecek kadar, epey, hayli
bir hayli
hayli
Englisch - Türkisch
pretty much
oldukça
Favoriten