The weather was hot. And pretty humid.
- Hava sıcaktı. Ve hava oldukça nemliydi.
I am pretty pleased with you.
- Senden oldukça memnunum.
The contract was rather loose.
- Sözleşme oldukça gevşek.
It is rather ridiculous that, in some countries, a person cannot even release their own work into the public domain.
- Bazı ülkelerde, birinin kendi işini bile kamuya bırakamaması oldukça saçmadır.
It is quite a big number.
- Oldukça büyük bir numara.
He looked quite tired.
- Oldukça yorgun görünüyordu.
Tom found it fairly easy to follow Mary without being seen.
- Tom görünmeden Mary'yi izlemeyi oldukça kolay buldu.
Tom bought Mary a fairly expensive camera.
- Tom Mary'ye oldukça pahalı bir kamera aldı.
Such an event is quite common here.
- Böyle bir olay burada oldukça yaygındır.
Tom is such a diffident man. He seems to have quite low self-esteem.
- Tom böylesine çekingen bir adam. O oldukça kendine güvensiz gibi görünüyor.
Tom's dog is a pretty good swimmer.
- Tom'un köpeği oldukça iyi bir yüzücü.
That's a pretty good idea.
- O oldukça iyi bir fikir.
I have a good many things to do today.
- Bugün yapacak oldukça çok şeyim var.
She sang pretty well.
- O oldukça güzel söyledi.
Quite well, thank you.
- Oldukça iyiyim, teşekkür ederim.
Research in this area is somewhat equivocal.
- Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.
I'm reasonably certain of it.
- Ben bundan oldukça eminim.
Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
- Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.
Your family has considerably increased since my last voyage.
- Son yolculuğumdan beri ailen oldukça arttı.
This area has been considerably built up of late.
- Bu alan oldukça geç inşa edilmiştir.
The region is relatively rich in mineral resources.
- Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.
That's a fairly reasonable price.
- O oldukça makul bir fiyat.
The prices here are quite reasonable.
- Buradaki fiyatlar oldukça makul.
Some people think the government has way too much power.
- Bazı insanlar hükümetin oldukça çok fazla gücünün olduğunu düşünüyor.
Under a microscope, some viruses appear quite beautiful.
- Mikroskop altında, bazı virüsler oldukça güzel görünür.
This place is sort of romantic.
- Bu yer oldukça romantik.
I sort of had a crush on you.
- Sana oldukça aşık oldum.
This typewriter has seen plenty of use.
- Bu daktilo oldukça sık kullanılmıştır.
I owe him a great deal.
- Ona oldukça çok borçluyum.
Tom travels a great deal.
- Tom oldukça çok seyahat eder.
Tom won a sizable amount of money.
- Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.
He speaks English fairly well.
- O, İngilizceyi oldukça iyi konuşur.
Tom did fairly well on the test he took yesterday.
- Tom dün girdiği sınavda oldukça iyi yaptı.