That car salesman was a pretty off the wall kind of guy.
- O araba satıcısı oldukça acayip bir adam.
The weather was hot. And pretty humid.
- Hava sıcaktı. Ve hava oldukça nemliydi.
My knowledge of Japanese is rather poor.
- Japonca bilgim oldukça zayıftır.
The contract was rather loose.
- Sözleşme oldukça gevşek.
The salts and minerals found in these mountains are quite diverse.
- Bu dağlarda bulunan tuzlar ve mineraller oldukça farklıdır.
He looked quite tired.
- Oldukça yorgun görünüyordu.
Tom bought Mary a fairly expensive camera.
- Tom Mary'ye oldukça pahalı bir kamera aldı.
Tom did fairly well on the test he took yesterday.
- Tom dün girdiği sınavda oldukça iyi yaptı.
Such incidents are quite common.
- Bu gibi olaylar oldukça yaygındır.
It's not such a big problem. You're worrying way too much.
- O öyle büyük bir sorun değil. Oldukça fazla üzülüyorsun.
Tom's dog is a pretty good swimmer.
- Tom'un köpeği oldukça iyi bir yüzücü.
Tom is pretty good at playing piano by ear.
- Tom notasız piano çalmada oldukça iyidir.
I have a good many things to do today.
- Bugün yapacak oldukça çok şeyim var.
Quite well, thank you.
- Oldukça iyiyim, teşekkür ederim.
She sang pretty well.
- O oldukça güzel söyledi.
Research in this area is somewhat equivocal.
- Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.
I'm reasonably certain of it.
- Ben bundan oldukça eminim.
Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
- Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.
The cost of building the bridge blew out considerably.
- Köprüyü yapmanın maliyeti oldukça arttı.
Your family has considerably increased since my last voyage.
- Son yolculuğumdan beri ailen oldukça arttı.
The region is relatively rich in mineral resources.
- Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.
That's a fairly reasonable price.
- O oldukça makul bir fiyat.
The prices here are quite reasonable.
- Buradaki fiyatlar oldukça makul.
Tom certainly has some pretty old-fashioned ideas.
- Tom'un kesinlikle bazı oldukça eski-moda fikirleri var.
Under a microscope, some viruses appear quite beautiful.
- Mikroskop altında, bazı virüsler oldukça güzel görünür.
Tom sort of liked Mary.
- Tom Mary'yi oldukça sevdi.
This place is sort of romantic.
- Bu yer oldukça romantik.
This typewriter has seen plenty of use.
- Bu daktilo oldukça sık kullanılmıştır.
Tom reads a great deal.
- Tom oldukça çok okur.
He earns a great deal.
- O, oldukça çok kazanır.
Tom won a sizable amount of money.
- Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.
Tom speaks French fairly well, doesn't he?
- Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?
He speaks English fairly well.
- O, İngilizceyi oldukça iyi konuşur.