She sang pretty well.
- O oldukça güzel söyledi.
The weather was hot. And pretty humid.
- Hava sıcaktı. Ve hava oldukça nemliydi.
In spite of the sunny weather, the air was rather chilly.
- Güneşli havaya rağmen, hava oldukça serindi.
My knowledge of Japanese is rather poor.
- Japonca bilgim oldukça zayıftır.
Women really are quite dangerous. The more I think about this, the more I'm able to understand the reasoning behind face covering.
- Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.
He looked quite tired.
- Oldukça yorgun görünüyordu.
Tom bought Mary a fairly expensive camera.
- Tom Mary'ye oldukça pahalı bir kamera aldı.
Tom found it fairly easy to follow Mary without being seen.
- Tom görünmeden Mary'yi izlemeyi oldukça kolay buldu.
Mary was such a lovely bride.
- Mary oldukça güzel bir gelindi.
It's not such a big problem. You're worrying way too much.
- O öyle büyük bir sorun değil. Oldukça fazla üzülüyorsun.
Tom's dog is a pretty good swimmer.
- Tom'un köpeği oldukça iyi bir yüzücü.
Tom is quite good at cooking.
- Tom yemek pişirmede oldukça iyidir.
I have a good many things to do today.
- Bugün yapacak oldukça çok şeyim var.
She sang pretty well.
- O oldukça güzel söyledi.
The exhibition is well worth a visit.
- Sergi bir ziyarete oldukça değer.
Research in this area is somewhat equivocal.
- Bu konuda yapılan araştırma oldukça şüpheli.
I'm reasonably certain of it.
- Ben bundan oldukça eminim.
Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
- Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.
This area has been considerably built up of late.
- Bu alan oldukça geç inşa edilmiştir.
The cost of building the bridge blew out considerably.
- Köprüyü yapmanın maliyeti oldukça arttı.
The region is relatively rich in mineral resources.
- Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.
It seems perfectly reasonable.
- Oldukça makul görünüyor.
The prices here are quite reasonable.
- Buradaki fiyatlar oldukça makul.
Some people think the government has way too much power.
- Bazı insanlar hükümetin oldukça çok fazla gücünün olduğunu düşünüyor.
It is rather ridiculous that, in some countries, a person cannot even release their own work into the public domain.
- Bazı ülkelerde, birinin kendi işini bile kamuya bırakamaması oldukça saçmadır.
Tom sort of liked Mary.
- Tom Mary'yi oldukça sevdi.
I sort of had a crush on you.
- Sana oldukça aşık oldum.
This typewriter has seen plenty of use.
- Bu daktilo oldukça sık kullanılmıştır.
Tom travels a great deal.
- Tom oldukça çok seyahat eder.
I owe him a great deal.
- Ona oldukça çok borçluyum.
Tom won a sizable amount of money.
- Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.
Tom can dance fairly well, can't he?
- Tom oldukça iyi dans edebilir, değil mi?
Swimming is one thing I can do fairly well.
- Yüzme oldukça iyi yapabildiğim bir şey.