muhteşem

listen to the pronunciation of muhteşem
Türkisch - Englisch
magnificent

Baudelaire's poetry is magnificent. - Baudelaire'in şiirleri muhteşemdir.

Tom looks magnificent. - Tom muhteşem görünüyor.

splendid

It would be splendid if we could go there, wouldn't it? - Biz oraya gidebilsek muhteşem olurdu, değil mi?

That's a splendid idea. - Bu muhteşem bir fikir.

spectacular

These fireworks are spectacular! - Bu havai fişekler muhteşem.

It was quite spectacular. - O oldukça muhteşemdi.

gorgeous

She's really gorgeous. - O gerçekten muhteşem.

The gorgeous cake made my mouth water. - Muhteşem kek ağzımı sulandırdı.

noble
superb

That museum has a superb collection of Celtic era cultural artifacts. - Bu müze Kelt dönemi kültürel eserlerinin muhteşem bir koleksiyonuna sahiptir.

You have superb English. - Muhteşem İngilizcen var.

stupendous

It is a stupendous project. - Bu muhteşem bir proje.

glorious

We had a glorious time at the seaside. - Biz deniz kenarında muhteşem bir zaman geçirdik.

This is certainly a glorious day. - Gerçekten muhteşem bir gün.

(isim) Splendid, magnificient
magnifical
august
Olympian
imperial

Some Whites seek more imperial solutions. - Bazı Beyazlar daha muhteşem çözümler aramaktadır.

solemn
majestic
lordly
grand
magnificent, splendid, grand; imposing
stately
royal
corking
regal
resplendent
magnificent, splendid, majestic, grand, great, glorious
slashing
magnific

Baudelaire's poetry is magnificent. - Baudelaire'in şiirleri muhteşemdir.

This magnificent cathedral dates back to the Middle Ages. - Bu muhteşem katedral orta çağlara kadar dayanır.

sublime
spellbinding
great

Maternal love is the greatest thing. - Anne sevgisi en muhteşem şeydir.

I think this tie will go great with that shirt. - Bu kravatın o gömlekle muhteşem uyacağını düşünüyorum.

pompous
powerful
sumptuous
grandiose
proud
kingly
superbly

Tom explained the situation superbly. - Tom durumu muhteşem şekilde açıkladı.

a gorgeous
palmy
bright
refulgent
costly
palatial
muhteşem şey
imperial
büyük ve muhteşem yapı
pile
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Etraflı ve taraftarlarının çokluğu ile büyük
(Osmanlı Dönemi) Büyük, debdebeli, tantanalı
(Osmanlı Dönemi) ihtişamlı, gösterişli, göz alıcı
Görkemli, gösterişli, büyük ve göz alıcı
Büyük
Görkemli: "Ne büyümüş, ne koca göbekli muhteşem bir mahluk olmuştu."- S. F. Abasıyanık
muhteşem
Favoriten