katıl

listen to the pronunciation of katıl
Türkisch - Englisch
(Bilgisayar) join

Everyone has the right to form and to join trade unions for the protection of his interests. - Herkesin menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.

Will you join our club? - Kulübe katılmaz mısın?

affiliate with
{f} contributing
contribute to
affiliate to
partook
{f} partaken
take part

Are you going to take part in the contest? - Yarışmaya katılacak mısınız?

Tom was too shy to take part in games with the other boys. - Tom diğer çocuklarla oyunlara katılmayacak kadar çok utangaçtır.

take part in

I'm afraid I won't be able to take part in the meeting tonight. - Korkarım ki bu gece toplantıya katılamayacağım.

For myself, I would like to take part in the game. - Ben şahsen oyuna katılmak istiyorum.

participate

The government will provide interest-free loans to firms that participate in the program. - Hükümet programa katılan firmalara faizsiz kredi sağlayacak.

I participated in the discussion. - Ben tartışmaya katıldım.

partake
{f} participating

I'm afraid I'll have to disappoint you. I don't feel like participating in this discussion. - Korkarım ki seni hayal kırıklığına uğratmak zorunda kalacağım. Canım bu tartışmaya katılmak istemiyor

His leg will prevent him from participating in a tennis tournament. - Bacağı onun tenis turnuvasına katılmasını engelleyecek.

chip in
kat
{i} storey

All storeys of the house are made of wood. - Evin tüm katları ahşaptan yapılmıştır.

I live on the top floor of a six storey apartment block. - Altı katlı bir apartmanın en üst katında yaşıyorum.

kat
{i} fold

He was sitting with his arms folded. - Kolunu katlamış oturuyordu.

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

kat
{i} floor

The library is on the 4th floor. - Kütüphane 4. kattadır.

The office has been transferred up to the sixth floor. - Ofis altıncı kata taşındı.

kat
story

Kate was surprised by Brian's story. - Kate Brian'in hikayesine şaşırmıştı.

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

kat
ply
kat
stair

Tom's knee hurts when he walks up or down stairs. - Yukarı veya alt kata yürürken Tom'un dizi acıyor.

The young woman, after running up the stairs, opened the door of the house. - Genç kız, üst kata çıktıktan sonra, evin kapısını açtı.

kat
{i} fall

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

bize katıl
(Bilgisayar) join us
kat
flight

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

I carried Tom down two flights of stairs. - Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.

kat
film

I watched the film named Texas Chainsaw Massacre with my girlfriend yesterday. She was very afraid. - Dün kız arkadaşımla birlikte Teksas Motorlu testere Katliamı adında bir film izledim. O çok korktu.

kat
(Bilgisayar) embed
kat
slab
kat
(Bilgisayar) cube
kat
(Tekstil) fabric
kat
(Tekstil) layer (fabric)
kat
times

Light travels around the earth seven and a half times a second. - Işık dünyanın etrafında bir saniyenin 7.5 katı hızında seyahat eder.

A is 5 times as long as B. - A, B'nin 5 katı kadar uzundur.

kat
(Jeoloji) horizon
kat
layer

This morning there was a thick layer of frost. - Bu sabah kalın bir don katmanı vardı.

The cerebral cortex is the brain's outer layer. - Serebral korteks beynin dış katmanıdır.

kat
pucker
kat
stratum
kat
covering
kat
coating
kat
multiple
kat
flat

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

Do you have a flat or a house? - Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?

kat
multitude
kat
tier
kat
admix
kat
convolution
kat
crease
kat
coat

They put a coat of paint on the chair. - Onlar sandalyeye bir kat boya sürdüler.

The house looked wonderful with its fresh coat of paint. - Ev taze boya katıyla harika görünüyordu.

kat
by the times
kat
time(s)
kat
double

His revenue doubled after retirement. - Onun geliri, emekli olduktan sonra iki katına çıktı.

Your book is double the size of mine. - Senin kitabın benimkinin boyutunun iki katı kadar.

kat
thicknesses
kat
presence, the presence of a distinguished personage
kat
{i} lap
kat
{i} deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
(dokuma) pile
kat
superinduce
kat
story, floor, Brit. storey
kat
layer, stratum; fold
kat
(Matematik) multiple
kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat
set (of clothes)
Englisch - Englisch

Definition von katıl im Englisch Englisch wörterbuch

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Türkisch - Türkisch

Definition von katıl im Türkisch Türkisch wörterbuch

Kat
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Kat
nezt
Kat
misil
kat
Ön, yan
kat
(Osmanlı Dönemi) tabaka
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Takım
kat
Kesme
kat
Makam, mevki
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
Huzur
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Daire
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Kesme, kesilme
kat
Kez, defa, misil
katıl
Favoriten