harcama

listen to the pronunciation of harcama
Türkisch - Englisch
spending

We reduced our spending during the recession. - Biz durgunluk döneminde harcamayı azalttık.

You should travel while you're young instead of spending time in front of the computer. - Gençken bilgisayarın önünde zaman harcamak yerine seyahat etmelisin.

expense

Furnishing a new apartment requires large expenses. - Yeni bir daireyi döşemek büyük harcamalar gerektirir.

We must cut down our expenses. - Harcamalarımızı kısmalıyız.

expenditure

Expenditures must be reduced. - Harcamalar düşürülmelidir.

The budget does not allow for this expenditure. - Bütçe bu harcamalar için izin vermez.

expensing
expending
disburse
wastage
outlay
(Hukuk) disbursement, expenditure
expenses, outlay, expenditure
spending; expense, expenditure
payment
outgo
consumption
disbursement
spend to
harcamak
spend

I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French. - Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.

People had more money to spend on new goods. - İnsanların yeni mallara harcamak için daha fazla parası vardı.

harcama yapmak
spend
harcama belgeleri
(Politika, Siyaset) vouchers
harcama sonu kontrolü
(Askeri) post-audit
harcama kalemi
expenditure item
harcama, tüketme
expenditure, consumption
harcama emri
(Hukuk) expenditure order
harcama gücü
spending power
harcama indirimi
(Ticaret) outlay expiration
harcama kaydına politikalar
(Ticaret) expenditure switching policies
harcama komutu
(Bilgisayar,Teknik) waste instruction
harcama planı
(Ticaret) expenditure plan
harcama politikası
(Ticaret) spending policy
harcama rap ları
(Bilgisayar) exp rpt descr
harcama sapması
(Ticaret) usage variance
harcama sapması
(Ticaret) spending variance
harcama tutkusu
squandermania
harcama yükümlülükleri
(Ticaret) spending responsibilities
harcama öncesi kontrol
(Politika, Siyaset) ex-ante control
harcamak
{f} exert
harcamalar
expenses

Furnishing a new apartment requires large expenses. - Yeni bir daireyi döşemek büyük harcamalar gerektirir.

I have to reduce my expenses this month. - Bu ay harcamalarımı azaltmak zorundayım.

harcamak
{f} consume
harcamak
to spend, to expenditure, to expend, to lay sth out; to blow, to waste; to use, to use up; to sacrifice; to kill; to victimize
harcamak
use up
harca
{f} spending

Tom seems to prefer spending most of his time alone. - Tom zamanının çoğunu yalnız harcamayı tercih ediyor gibi görünüyor.

We reduced our spending during the recession. - Biz durgunluk döneminde harcamayı azalttık.

harcamalar
{i} exes
emek harcama
endeavoring
emek harcama
endeavouring
epey para harcama
splurge
harcamak
pay out
harcamak
lay
harcamak
(deyim) idle away
harcamak
use

Tom doesn't want to spend more than $300 for a used motorcycle. - Tom kullanılmış bir motorsiklet için 300 dolardan daha fazla harcamak istemiyor.

It's too bad people use computers to waste time. - İnsanların zaman harcamak için bilgisayarları kullanmaları çok kötü.

harcamak
sacrifice
harcamak
blow

I don't want to blow it. - Bunu harcamak istemiyorum.

harcamak
trifle
harcamak
chuck away on
harcamak
dispend
harcamak
kill
harcamak
get through
harcamak
fool away
harcamak
victimize
harcamak
go through
harcamak
disburse
harcamalar
{i} outgoings
harcamalar
(Ticaret) disbursements
harca
spend

You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth. - Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.

She earns more than she spends. - O harcadığından daha fazla para kazanıyor.

harca
{f} spent

He spent all the money that his friend had lent him. - Arkadaşının ona ödünç verdiği tüm parayı harcadı.

Many years have been spent in building the tower. - Kulenin inşa edilmesinde yıllar harcandı.

harca
pay out
harca
expend

Expenditures must be reduced. - Harcamalar düşürülmelidir.

They will need to reduce their expenditures. - Onların harcamalarını azaltmaları gerekecek.

harcamak
expend
harcamak
run through
harcamak
eat sth up
harcamak
lose
harcamalar
expenditures

Klava cuts her expenditures. - Klava harcamalarını kesiyor.

Expenditures must be reduced. - Harcamalar düşürülmelidir.

harcamalar
outlays
zaman harcama
waste time
bakım harcama sınırı; asgari teçhizat listesi
(Askeri) maintenance expenditure limit; minimum equipment list
boşa harcama
extravagance
boşa harcama
waste

Don't waste your breath. - Nefesinizi boşa harcamayın.

You must be careful not to waste time. - Zamanı boşa harcamamak için dikkatli olmalısın.

boşa harcama
squander
boşa harcama
wastage
gereksiz harcama
unnecessary expense
gereksiz harcama
(Ticaret) boondoggle
gereksiz harcama
waste of money
harca
payout
harcamak
to spend, expend
harcamak
(çaba vb.) put out
harcamak
employ
harcamak
lay out
harcamak
spin out
harcamak
dally away
harcamak
(Hukuk) to spend

Tom should know exactly how much money we have to spend. - Tom kaç para harcamak zorunda olduğumuzu tam olarak bilmeli.

Tom didn't want to spend as much money as he did. - Tom eskisi kadar çok para harcamak istemiyordu.

harcamak
slang to kill, do (someone) in
harcamak
waste

Tom didn't waste time responding. - Tom tepki vererek zamanı boşa harcamak istemedi.

I didn't want to waste it. - Onu harcamak istemedim.

harcamak
to expend, use up
harcamak
(çaba) put forth
harcamak
to bring ruin or harm to (someone) (in order to advance one's own interests), expend
harcamak
swallow up
harcamalar
outlay
harcamalar
consumptions
idari harcama
(Politika, Siyaset) administrative cost
idari harcama
(Politika, Siyaset) administrative expense
marjinal harcama eğilimi
(Ticaret) marginal propensity to spend
harcama
Favoriten