gemide

listen to the pronunciation of gemide
Türkisch - Englisch
aboard

Tom was the only one aboard the ship when it sank. - Gemi battığında Tom gemideki tek kişiydi.

There are no women aboard this ship. - Bu gemide hiç kadın yok.

on board

The passengers on board were mostly Japanese. - Gemideki yolcular çoğunlukla Japondu.

Is there a doctor on board? - Gemide bir doktor var mı?

on the boat, afloat
at sea
on shipboard
aboard ship
shipboard
afloat

There are strange rumors afloat. - Gemide garip söylentiler var.

on the board
on board ship
gemi
vessel

A cargo vessel, bound for Athens, sank in the Mediterranean without a trace. - Atina'ya giden bir yük gemisi, bir iz bırakmadan Akdeniz'de battı.

The vessel was loaded with coal, lumber, and so on. - Gemi kömür, kereste, ve benzeri şeylerle yüklüydü.

gemi
{i} ship

The ship was wrecked on the rocks. - Gemi, kayalara çarpmış.

This ship is not fit for an ocean voyage. - Bu gemi okyanus yolculuğu için uygun değil.

gemide ambar ve kamaraların üstü
ship of the barn and cabin top
gemide, yelkenlerin açılması
ship, sailing opening
gemide saklanmak
stow away
gemide saklanmak
stow
gemide teslim
free on board
gemide teslim
free on board, f.o.b
gemide teslim; muharebe harekat tümeni
(Askeri) carrier onboard delivery; combat operations division
gemi
{i} craft
gemi
{i} bark
gemi
steamer

The paddle steamer is just leaving port. - Çarklı gemi şimdi limandan ayrılıyor.

As good luck would have it, a steamer passed by and they were saved. - Şans eseri, bir gemi geçti ve onlar kurtarıldı.

gemi
fighter
gemi
(Askeri) liner

The liner called at Hong Kong. - Yolcu gemisi Hong Kong'a uğradı.

gemi
watercraft
gemi
mercantile vessel
gemi
(Askeri) sloop rig
gemi
(Askeri) sailing ship
gemi
crafts
gemi
boarder
gemi
sloop
gemi
sail

The ship is about to set sail. - Bu gemi sefere çıkmak üzeredir.

The ship will set sail for Hong Kong tomorrow at 3 p.m. - Gemi yarın 15:00'te Hong Kong'a yelken açacak.

gemi
keel
gemi
boat

Traveling by boat takes longer than going by car. - Gemi ile gitmek arabayla gitmekten daha uzun sürüyor.

The big ship rammed a fishing boat. - Büyük gemi bir balıkçı teknesine çarptı.

Gemi
steam ship
afyonla sersemletip gemide çalışması için kaçırmak
shanghai
aynı gemide hizmet eden
shipmate
dikey gemide teslim
(Askeri) vertical onboard delivery
gemi
prow
gemi
(Hukuk) ship, vessel
gemi
bottom

The ship sank to the bottom of the sea. - Gemi denizin dibine battı.

The ship went down to the bottom of the sea. - Gemi denizin dibine battı.

gemi
ship, boat, vessel, craft; nautical
gemi
shipboard
gemide
Favoriten