geçiştirmek

listen to the pronunciation of geçiştirmek
Türkisch - Englisch
pass off
parry
to get by with, get along on/by
to palliate
slight
slide over
to escape (something) with little harm; to get rid of (something) quite easily
fudge
to avoid, to weather; to evade, to parry
(Konuşma Dili) brazen it out
slur over
(deyim) brush over
evade
(Dilbilim) pass over
avoid
stay
gloss over
ward
geçiş
passing
geçiş
transition

The transition from farm life to city life is often difficult. - Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.

Chromium is a transition element. - Krom bir geçiş elementidir.

geçiş
passage

This is the passage to the sea. - Bu denize doğru geçiştir.

The minority party made a last-ditch effort to block passage of the bills. - Azınlık partisi, faturaların geçişini engellemek için son çabayı sarfetti.

geçiş
pass

This is the passage to the sea. - Bu denize doğru geçiştir.

Tom bought a VIP pass. - Tom bir VIP geçiş aldı.

geçiş
modulate
geçiş
(Denizbilim) pivot
geçiş
(Otomotiv) transfer
geçiş
(Bilgisayar) run
geçiş
crossing

I saw him crossing the street. - Onun caddeyi geçişini gördüm.

I saw her crossing the street. - Onun caddeyi geçişini gördüm.

geçiş
{i} transit

The transition from farm life to city life is often difficult. - Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.

The DJ transitioned between two songs. - DJ iki şarkı arasında geçiş yaptı.

geçiş
migration
geçiş
{i} changeover
Geçiş
transistion
geçiş
switched to
lafı geçiştirmek
to change the subject
geçiş
pass, passing; transit; transition
geçiş
intermediate tone between two primary colors
geçiş
progression
geçiş
modulation
geçiş
passing, crossing
geçiş
mus. transition; modulation
geçiş
acces
geçiş
(Nükleer Bilimler) interpass
geçiştirme
{i} circumlocution
gülerek geçiştirmek
to laugh off, to laugh away
gülerek geçiştirmek
laugh away
gülümseyerek geçiştirmek
smile away
sükûtla geçiştirmek
to pass over (a matter) in silence
sükûtla geçiştirmek
to pass over in silence
Türkisch - Türkisch
Az bir zararla atlatmak, kurtulmak
Az bir zararla atlatmak, kurtulmak: "Nihat bu kazayı da geçiştirince tekrar gözlerini apartmanın kapısına dikti."- P. Safa
Gereken önemi vermemek, üstünde durmadan başından savmak
geçiş
Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton
geçiş
Herhangi bir durumdaki değişme, intikal
geçiş
Geçme işi veya biçimi
geçiş
Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama
geçiş
Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi
geçiş
Geçme işi veya biçimi: "Bekleme sabırsızlığını çoktan kaybetmiş olduğum için vaktin geçişini pek fark etmiyordum."- R. N. Güntekin
geçiştirme
Geçiştirmek işi
geçiştirmek
Favoriten