günler

listen to the pronunciation of günler
Türkisch - Englisch
days

This is the house where I lived in my early days. - Burası benim ilk günlerimi yaşadığım evdir.

In those days, I used to get up at six every morning. - O günlerde her sabah altıda kalkardım.

times

Sami is going through difficult times right now. - Sami şu an zor günler geçiriyor.

We did have some good times. - Güzel günlerimiz oldu.

gün
day

Rome was not built in a day. - Roma bir gün içinde kurulmamıştır.

And I will raise it again in three days. - Ve onu üç günde tekrar kaldıracağım.

günler sonra
day after day
gün
day, days, time, times, period
iyi günler
goodday
gün
happy days, better times, days of happiness
gün
sunlight

A beam of sunlight came through the clouds. - Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi.

This room doesn't get much sunlight. - Bu oda çok fazla güneş ışığı almıyor.

gün
present

Tom never fails to send a birthday present to his father. - Tom babasına doğum günü hediyesi göndermekten geri kalmaz.

We chose Mary a good birthday present. - Mary'ye iyi bir doğum günü hediyesi seçtik.

gün
today

In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday. - Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.

Today is June 18th and it is Muiriel's birthday! - Bugün Haziran'ın 18'i ve bugün Muiriel'in doğum günü!

gün
(Bilgisayar) on
gün
sunshine

This room doesn't get much sunshine. - Bu oda çok fazla güneş ışığı almaz.

The sunshine improved his color. - Güneş rengini artırdı.

gün
time

How many times a day does that bus run? - O otobüs günde kaç kez çalışır?

These medicines should be taken three times a day. - Bu ilaçlardan günde üç kez alınmalı.

zor günler
hard times
gün
special day, feast day
gün
date (a given point of time)
gün
day, time
gün
(Latin) dies

Sami will maintain his innocence until the day he dies. - Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.

gün
a woman's at-home day
gün
the day
gün
on the day
gün
day a
gün
by the day
iyi günler
Have a nice day, Have a good one
birbirini izleyen günler
(Ticaret) sequential days
eski güzel günler
Auld Lang Syne
gelecek günler
coming days
geçmiş mutlu günler
palmy days
gün
daytime, day
gün
day; sun; sunlight, sunshine; daytime; today, present; time; age, period; good times; date; at-home day
gün
daylight, sunlight
gün
(Hukuk) date

Date of last revision of this page: 2010-11-03 - Bu sayfanın son güncellenme tarihi: 2010.11.03

That textbook is out of date. - O ders kitabı güncel değil.

gün
sun

What a beautiful sunset! - Ne güzel bir günbatımı!

A warm, sunny day is ideal for a picnic. - Ilık, güneşli bir gün piknik için idealdir.

gün
bee

I thought doing this would be easy, but we've been working all day and we're still not finished. - Bunun kolay olacağını düşünmüştüm, fakat bütün gün çalışıyoruz ve hâlâ bitirmedik.

I regret having been idle in my school days. - Okul günlerimde aylak olduğum için pişmanım.

hey gidi günler
those were the days
iyi ve kötü günler
the ups and downs
kritik günler
(Tıp) critical days
kötü günler
hard times
neydi o günler
those were the days
rahat ve huzurlu günler
halcyon days
sayılı gün/günler çabuk/tez geçer
(Atasözü) Deadlines come to an end in no time flat
yaz sonundaki sıcak günler
Indian summer
zor günler geçirmek
fall on evil days
İyi günler!
Good day!
ıyi günler
have a nice day
Türkisch - Türkisch
(Hukuk) EYYA
(Hukuk) EYYAM
gün
Zaman, sıra: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner. Çağ, devir. İyi yaşanmış zaman
gün
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre: "Kız kardeşi üç yıl, bir gün olsun canı sıkılmadan yaşadı Tatvan'da."- N. Cumalı. İçinde bulunulan zaman: "Aylıkları, günün ihtiyaçları karşısında devede kulak gibi kalıyordu."- R. N. Güntekin
gün
Güneş ışığı
gün
Güneş: "Gün biraz yükselince ıssı bir sıcak kırları kapladı."- M. Ş. Esendal
gün
Gündüz: "Güneş, bütün gün enselerinde boza pişirmiş."- H. Taner
gün
Tarih
Gün
(Hukuk) YEVM
Gün
ruz
gün
Zaman, sıra
gün
Çoğunlukla ev hanımlarının ayın belirli günlerinde konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı
gün
Güneş

Güneşli olsa da hava soğuktu. - Güneşli olmasına rağmen, hava soğuktu.

Merih güneşten dördüncü gezegendir. - Mars güneşten dördüncü gezegendir.

gün
İçinde bulunulan zaman
gün
İyi yaşanmış zaman
gün
Çağ, devir
gün
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre
gün
Bayram niteliğinde özel gün
gün
Gündüz