eğilim

listen to the pronunciation of eğilim
Türkisch - Englisch
disposition
tendency

People have the tendency to speak more loudly when they get excited. - İnsanlar heyecanlandıklarında daha yüksek sesle konuşma eğilimleri vardır.

That tendency is strong among Americans. - O eğilim Amerikalılar arasında güçlüdür.

leaning
inclination

I don't have the time or the inclination to help Tom. - Tom'a yardım edecek vakte ve eğilime sahip değilim.

I don't have the time or the inclination. - Zamanım ya da eğilimim yok.

propensity

Sami has propensity for violence. - Sami'nin şiddete eğilimi var.

drift
predisposition
sense
liability
tendency; inclination, bent
tendency, inclination, trend, leaning, bias, bent, propensity
relish
proneness
bent

He has a natural bent for music. - Onun müzik için doğal bir eğilimi var.

proclivity
(Hukuk) trend

This has been the trend for the past twenty years. - Bu son yirmi yıldır eğilimdi.

The trend is always to produce more products using fewer employees. - Eğilim her zaman daha az işçi kullanarak daha fazla ürün üretmektir.

aptitude
affection
squint
obliquity
bias

People tend to look at others with bias. - İnsanlar diğerlerine ön yargı ile bakmak eğilimindedir.

ply
penchant
pulse
(kötü) twist
device
notion
gravitation
current

If current trends continue, the language will likely die in the near future. - Şimdiki eğilimler devam ederse, dil muhtemelen yakın gelecekte ölecektir.

set
{i} turn
{i} tilt

The Earth is tilted at an angle of 23.4 degrees. - Dünya 23.4 derecelik bir açıyla eğilimlidir.

oblique
predispose
dip
(Dilbilim) central tendency
predisposition to
desiring
(Ticaret) leverage
propensity for
propensity to
affinity
convention
mind

Tom tends to say the first thing that comes to his mind. - Tom aklına gelen ilk şeyi söyleme eğilimindedir.

stream
twist
{i} tenor
{i} slant
eğilim göstermek
lean
cinsel eğilim
sexual orientation
eğilimler
trends

If current trends continue, the language will likely die in the near future. - Şimdiki eğilimler devam ederse, dil muhtemelen yakın gelecekte ölecektir.

Will those trends continue? - O eğilimler devam edecek mi?

duygusal eğilim
emotional tendencies
eğilimler
conventions
cinsi eğilim
(Hukuk) sexual orientation
doğal eğilim
appetence
doğal eğilim
appetency
felsefi eğilim
philosophical trend
genel eğilim
(borsa) undertone
gizli eğilim
undercurrent
grafik eğilim
(Bilgisayar) chart trend
marjinal eğilim
marginal propensity
periyodik eğilim
(Ticaret) cyclical trend
siyasi eğilim
(Politika, Siyaset) political tendency
tatil eğilim anketi
(Turizm) vacation tendency survey
turist eğilim araştırması
(Turizm) tourist tendency research
Türkisch - Türkisch
Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül: "İnsanoğlunun, yaradılıştan medeniliğe eğilimi vardır."- N. Ataç
Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri
Bir şeyi sevmeye, istemeye ya da yapmaya içten yönelme
Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül
trent
(Hukuk) TEMAYÜL
(Hukuk) TENDANCE
tandans
meyil

Tom mübalağa etmeye meyillidir. - Tom abartmaya eğilimlidir.

eğilim
Favoriten